30 Ağustos 2013 Cuma

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Bandcamp Keşifleri: SEN YAĞMUR DÖK

Sen Yağmur Dök: Kani Albüm Kapağı | Tasarım: Özlem İlgezdi 

Bandcamp Keşifleri serisi oluşturmak istiyorum. Seri yazılar konusunda istikrarsızlığımı bildiğim için ne kadar başarılı olabilirim bilmiyorum ama deneyeceğim. 

Bandcamp gerçekten önemsediğim bir site ve çok özel ve kaliteli müzisyenler ve eserleriyle karşılaştığım bir yer. Memleket dahilinde bir Myspace muamelesi görmemesi en büyük temennim. Biliyorsunuz Myspace'de benzer mentalite ile kurulan ama sonra dating muamelesi gören bir siteydi. Her ne kadar şu an tasarım olarak harika olsa bile durumu toparlayamıyorlar. 

-Ah şu Çılgın Türkler-

Yerli gruplar her zaman önceliğim olduğu için olabildiğince yerli keşiflerimi paylaşacağım. 

|:| Sen Yağmur Dök:

Künt'le daha önce çok karşılaştım ama hiç dinlemedim. Neden dinlemediğimi bilmiyorum. Sen Yağmur Dök kayıtlarını dinleyip beğendikten sonra "kim bunlar?" sorusuyla araştırmaya koyuldum. Yine Künt ile karşılaştım. Bu kadar ısrarla karşılaştığıma göre dinleme vaktim geldi hatta geçiyor. 

Sen Yağmur Dök, Künt'ün iki üyesi, Cihan Mürtezaoğlu ve Ezgi Altıner'in oluşumu olan, akustik gitarların verimli kullanıldığı, naif ve sakin vokallerle güçlendirilmiş oldukça hoş bir proje. Bazı grupların yaptıkları müziğe odaklanma sorunu olduğuna inanıyorum. X bir gruba bakıyorsunuz gerçekten güzel sözler yazıyorlar ama müzik o sözleri destekleyecek kadar güçlü değil; ya da tam tersi müzik harika ama sözler iyi değil. Bu ikiliyi iyi şekilde birbirine harmanlayan gruplara zaten tapıyoruz. Tapmaya devam edeceğiz. Sen Yağmur Dök'ü dinlerken bu ikiliye dikkat etmeye çalıştım. Oldukça başarılı bulduğumu ve üst üste dinlememe rağmen sıkılmadığımı, "aman unutmamayayım" diyerek linkleri kaydedecek yerler aradığımı itiraf etmeliyim. 

Cihan Mürtezaoğlu ve Ezgi Altıner ikilisi şarkıları belli tarihlerde Bandcamp'e yüklemişler. Sanıyorum single mentalitesiyle hareket ediyorlar. Bütün şarkıları yapalım, sonra hepsini yükleyelim fikri gitgide eskimeye başladı. Müzik dünyası kendi içinde evriliyor olabilir. Bu süreci yakında hep birlikte gözlemleyeceğiz. 

Şu an Bandcamp üzerinde 4 şarkıları var. 
Diğer yandan Bandcamp Keşifleri'nde beni yönlendiren şeyin albüm kapakları olduğunu fark ettim. Albüm kapağını beğendiğim gruba kesin girip bakıyorum. Bandcamp kullanan grupların da enteresan bir şekilde albüm kapağı tasarımlarında oldukça sanatsal, sıradan olmayan, çok hoş kapaklar tercih ettiğini gözlemledim. Sen Yağmur Dök, oldukça başarılı bulduğum albüm kapakları kullanmış. Albüm kapaklarında Özlem İlgezdi imzası var. 


Peki Daft Punk neler dinler?

Spotify yok ki memleketimizde Daft Punk'ın uzun boylusunun hazırladığı playlist'i sizlerle kolaylıkla paylaşalım. Thomas Bangalter Spotify için oldukça leziz bir playlist hazırlamış, her ne kadar bir birbabaindie mixtape kalitesinde olmasa da, Daft Punk'ın neleri dinlemekten zevk aldığına dair güzel veriler sunuyor. Zaten listedeki çoğu sanatçının ya da grubun son albümde bir şekilde yer aldığını da göreceksiniz. Thomas son albümde çalıştığı arkadaşlarına biraz torpil geçmiş diyebiliriz. 
Daft Punk Spotify'ını Deezer haline getirdik. 
İyi dinlemeler!





01. Chic – Good Times
02. Phoenix – The Real Thing
03. The Strokes – Tap Out
04. Carly Simon – Why
05. Animal Collective – My Girls
06. MGMT – Electric Feel
07. Giorgio Moroder – Tears
08. Jai Paul – Jasmine (demo)
09. Giorgio Moroder – Chase
10. Chilly Gonzales – Knight Moves
11. N.E.R.D. – Hypnotize U
12. Sister Sledge – He’s The Greatest Dancer
13. James Blake – Retrograde
14. Bon Iver – Woods
15. Diana Ross – I’m Coming Out
16. Panda Bear – You Can Count On Me (listede bu şarkı bulunmamakta, Deezer bunu bulamadı)
17. UR – Amazon
18. Bernard Hermann – Taxi Driver (main title)
19. Paul Williams – Bugsy Malone
20. Jackson 5 – I Want You Back (a capella)

27 Ağustos 2013 Salı

VİDEO | God Is An Astronaut - "Reverse World"


God Is An Astronaut, bu ay başında paylaştığı ilk parça Spiral Code'un ardından Origins'tan yeni bir video daha paylaştı.

Reverse World adındaki parçanın olduğu albümün tamamaını ise 16 Eylül'den sonra dinleyebileceğiz.



23 Ağustos 2013 Cuma

KONSER | Belle & Sebastian - Drama, The Away Days, Gürcan Ersoy


Herkesin ruh haline göre dinlenebilir öğelerle dolu şarkıların sahibi Belle & Sebastian nihayet İstanbul'a geliyor. 

Daha önce 28 Haziran'daki konserleri için heyecanlandığımız grup bu konseri Stuart Lee Murdouch'un film projesi nedeniyle 24 Ağustos'a (yarın) ertelemişti. Bu erteleme, büyük bir sevinç ile plan yapan dinleyicilerini ciddi bir şekilde hayal kırıklığına uğratmıştı. Yarın ki konserde bu hayal kırıklığını fazlasıyla telafi edeceklerini düşünüyoruz. 

Bir Baba Indie'de Belle & Sebastian:

KüçükÇiftlik Park'ta sahnede olacak olan grubun performansından önce sahnede; 
  • Drama
  • The Away Days
  • Gürcan Ersoy  
'u izleyeceğiz;



Drama, Müzik Hayvanı etiketiyle yayınladığı ilk albümü Yalnız Bir Duygu'nun sonrasında sanırım en heyecan verici konserine çıkacak. Daha iyi ve büyük bir sahnede performanslarını ikiye katlayacaklarını düşünüyorum. 

Albüm kayıtlarını henüz dinlememiş iseniz (buradan) ücretsiz olarak indirip dinleyebilirsiniz. Oldukça güzel ve etkileyici olan Yalnız Bir Duygu'nun canlı halleri için yarın KüçükÇiftlik Park'ta yerinizi almanızı öneririm. 

Bir Baba Indie'de Drama:




The Away Days ise yakından takip edenler bilir. Ülke sınırları içinde Indie müziği en iyi şekilde icraa eden gruplardan biridir. 

Yayınladıkları ilk How Did It All Start isimli EP'lerinde yer verdikleri şarkılara Bandcamp hesaplarından ulaşarak dinleyebilirsiniz.

Etkinliğin diğer isimlerinden biri olan Gürcan Ersoy'u da konserden önce dinlemek, tanımak için Facebook hesabını ziyaret edebilirsiniz. 

Yarın 17:00 itibariyle başlayacak olan etkinliğin son kalan biletlerini Biletix'ten temin edebilirsiniz. Tabi bunun için acele etmeniz gerekir. Az bir zaman kaldı! 

Bilet Fiyatları:

Sahne Önü - 135 TL
Normal - 80 TL
Öğrenci - 60 TL

Bir Baba Indie'den bilet almak isteyenlere ücretsiz ışınlanma hizmeti: IŞINLA Beni Baba! 

21 Ağustos 2013 Çarşamba

MÜ-YAP, Youtube ve gündeme dair birkaç cümle...

Gündemin yoğunluğunda aradan kaçmaması gereken önemli bir konu var. O da MÜ-YAP ve Youtube ekseninde vuku bulunduğu söylenen olaylar...

MÜ-YAP'ın, Youtube'da bir takım tıklamalar ile bazı videoların görüntüleme sayılarını artırdığı iddia ediliyor. Hatta Youtube'a göre bu görüntülemeler 261 milyon tıklamaya ulaşmış. Bu iddiaların doğruluğu hakkında pek bir şey diyemeyiz ama Mü-yap genel başkan yardımcısı Bülent Seyhan'ın twitter'dan yapmış olduğu şu tweet eylemin varlığını doğruluyor. Ancak eylemin kimin/kimlerin tarafından yapıldığı halen muamma. Diyelim ki bu eylemi MÜ-YAP yaptı. [Bakın yaptı demiyorum, başımız belaya girmesin sonra.:)] MÜ-YAP'ın sistem içerisindeki böyle bir boşluktan faydalanması bence pek sıkıntı değil. Sonuçta sistem içerisinde suç olarak kodlanmayan bir iş, hukuksal anlamda pek de sorun yaratmaz. O yüzden pek yadırgamadım. Hiç önemli değil hatta. Önemli olan suçun tanımıdır en nihayetinde. Ancak buradaki asıl sıkıntı; dijital mecralar içerisinde müzik kullanımının hukuksal standartlara halen erişmemesidir ve bunu sağlayacak en önemli kurumun da MÜ-YAP olmasıdır.

Bu ülkede artık bu işin bir standardı olmalı. Bugün Last.Fm gibi dev bir sosyal ağ'dan ya da Spotify gibi müziğin dijital distribüsyonuna olanak sağlayan birçok sistemden bu telif zımbırtısı yüzünden yararlanamıyoruz. (Deezer'ın da başına bir şey gelecek diye tırsmaktayım açıkçası, 10 TL para da verdim.) MÜ-YAP öncelikle sanatçıların telif hakkını korumaya çalışan, bu konularda çalışmalarda bulunan bir birliktir.Özellikle müziğin dijital mecralarda kullanımı üzerine Türkiye özelinde bir takım standartların gelmesine olanak sağlayarak, sanatçıların kârını maksimize edebilir. Ancak MÜ-YAP duruma bir çözüm getirmek yerine bu ağları yasaklamak/yasaklatmak üzerinden politikalarını hayata geçirmektedir. Bir bakıma sanatçıların ayağına kurşun sıkmaktadır. MÜ-YAP gibi sanatçıların hâklarını korumakla yükümlü bir birliğin, böylesine bir yapıda bulunması asıl sıkıntı verendir. Mevcut sistemdeki standartsızlık birçok global müzik kurumlarını Türkiye'de tam anlamıyla çalışmasına olanak vermediği gibi aynı zamanda sistemin kendi içerisinde kârlılığını da engellemektedir. Yoksa şu kadar sahte görüntüleme yapmış, şu kadar sahte bilmemne yapmış konu bu değil. MÜ-YAP müziğin önünde bir engel değil, müziğin sınırlarını aşan bir birlik olmalıdır. Olabiliyor mu peki? Pek değil. Dijital dünyanın analog askerleri gibiler... Ne ile nasıl mücadele ettikleri konusunda ciddi sıkıntılara sahipler. MÜ-YAP'ın şu anki halini andıran bir diyalog geldi aklıma.

"Öz oğlum ama hokkabaz. Acı ama gerçek"
Hokkabaz'dan Mazhar Alanson repliği.

Erişemediğimiz standartlara bir an önce ulaşabilmemiz dileğiyle....

19 Ağustos 2013 Pazartesi

DİNLE | Franz Ferdinand - 'Right Thoughts, Right Words, Right Action'


Geçtiğimiz ay sonu kavuştuğumuz yeni Franz Ferdinand parçalarının üzerine, Right Thoughts, Right Words, Right Action albümünün geri kalanını da NPR eşliğinde şuradan rahatlıkla ulaşıp, istediğimiz gibi dinleyebiliyoruz.

Haydin!

Bicycle Film Festival Istanbul 2013


Bundan tam 12 sene önce, Paris, Londra, Milano gibi 20’den fazla şehirde düzenlenerek uluslararası bir etkinliğe dönüşen ve dünyanın her yerinde yoğun ilgi gören “Bicycle Film Festival”, ikinci kez İstanbul’da!

Bu sene 14 – 17 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek olan festivalin açılış grubu ise; 90'lı yılların ortalarında Indie Rock sularında başladıkları yolculuklarına son zamanlarda kattığı Dream Pop etkileşimleriyle zamanında çok yürek sızlatmış olan Blonde Redhead olacak. 14 Eylül tarihinde Maçka Küçükçiftlik Park'ta sahne alacak grubun yanısıra festivalde, sanat ve spor dolu dört gün yaşanacak.

"Brendt Barbur’ın New York’ta bisiklete binerken yaşadığı otobüs kazasının etkilerini, olumlu bir etkinliğe dönüştürmek istemesi ile 2001 yılında kuruldu. Uluslararası alanda bu yıl 12. yılını kutlayan BFF, bisikletlerin değerinin müzik, sanat ve sinema üzerinden anlaşılması amacıyla, dünyanın önemli şehirlerinde de düzenleniyor ve bu yıl ikinci kez İstanbul’da yapılacak.
Köklerini New York’tan alan ve bugüne kadar Tokyo, Moskova, Atina, Paris, Milano gibi 20’den fazla şehirde yapılan “Bicycle Film Festival”, bisiklet tutkusunu, moda-müzik-sinema gibi farklı disiplinleri, sporu seven şehirli insanları ve çeşitli bisiklet topluluklarını bir araya getiriyor. (Yol Bisikleti, Dağ, Fixed Gear, BMX, Cyclocross, Downhill gibi…)"
Blonde Redhead

Festival: 14 - 17 Eylül 2013

PROGRAM:
14 Eylül 2013, Cumartesi
21:30 BLONDE REDHEAD
19:30 Kaan Düzarat 
18:15 Tufan Demir 
17:00 Ahu  

Maçka KüçükÇiftlik Park 
Kapı Açılış: 17:00

Bilet Fiyatları:
Öğrenci: 40 TL (sınırlı sayıda)
Tam: 60 TL
Biletler Biletix'te…

15 Eylül 2013, Pazar
BFF İstanbul Bisiklet Gezisi Büyükada Turu & PROGRAM 1 (BFF Istanbul Açılış Gösterimi)

16 Eylül 2013, Pazartesi
CINEMATIC SHORTS - 18:00
URBAN BIKE SHORTS - 20:00

17 Eylül 2013, Salı
MOON RIDER - 18:00
FUN BIKE SHORTS - 20:00

Festival konusunda en güncel bilgiler için www.facebook.com/BicycleFilmFestival ve bicyclefilmfestival.com adresini ziyaret edebilirsiniz


15 Ağustos 2013 Perşembe

Yuck'tan yeni sesler: "Middle Sea"


Yuck vokali Daniel Blumberg'ün geçtiğimiz aylarda gruptan ayrılmasıyla birlikte mikrofonun başına da yine gruptan gitarist Max Bloom geçmiş ve 30 Eylül’de yayınlanacak olan yeni albüm Glow & Behold'dan ilk single paylaşılmış!

İşte o parça!!!



12 Ağustos 2013 Pazartesi

YENİ | Nine Inch Nails'den Yeni Single

Nine Inch Nails, Hesitation Marks adını verdiği yeni albümünden ikinci single'ı yayınladı. 13 Ağustos'tan itibaren Amazon'dan ücretsiz olarak indirilebilecek olan single'ı, aşağıdaki linkten şimdilik dinleyebilirsiniz.

Nasıl olmuş derseniz? Trent tamamı ile elektroniğe gömülmüş artık. Ama çok da iyi olmuş. Bu saatten sonra elektronik sevdirecek cinsten bir şarkı olmuş. İyi de olmuş, güzel de olmuş...

11 Ağustos 2013 Pazar

VİDEO | Arctic Monkeys - Why'd You Only Call Me When You're High?


Bu sene Rock'n Coke'da izleyeceğimiz Arctic Monkeys, Eylül ayında çıkartacağı yeni albümü AM'den bir video klip yayınladı.

Grubun solisti Alex Turner'ın da başrolde olduğu klip, Why'd You Only Call Me When You're High? isimli parçaya çekildi.

İzliyoruz...



8 Ağustos 2013 Perşembe

DUELS - Bas gitarın sesini biraz kısabilir miyiz?

Bir grubu geç keşfetmek diye bir hüzün var. Çok acı o da. Hayıflanmaya başlıyorsunuz hemen. Hatta daha da acısı keşfettiğiniz grubun dağılmış olması ya da siz keşfettikten hemen önce grubun Türkiye'de konser vermiş olması sanırım. Valla bunlar hayatı acı yönleri. Canlı olarak en çok dinlemek istediğim Howling Bells'i geç keşfettiğim için Rock'n Coke'da dinlemeyi kaçırmışımdır. Bir daha kim bilir ne zaman gelir grup artık.

Benim için benzer şeyler Duels adlı taş gibi grup için de geçerli. Grup hakkında internette pek bilgiye de rastlamadım. Grup dağılmış bile olabilir. Bilemiyorum. Son albümlerini 2008'de çıkarmışlar. Ondan sonra pek ses seda çıkmamış gruptan. Zaten grubun iki albümü var, özellikle ikinci albüm gerçekten her şarkının ayrı ayrı güzel olduğu albümlerden.
Hanginiz "bass gitarın sesini açalım abi" işareti yaptı? Fıskiyeyi kim kırdı?

Taş gibi grup. Hatta yazın ortasında karşıma çıkan en iyi şey. Hatta tam da zamanında karşıma çıktılar. Bu aralar iyiden iyiye eskilere sarmaya başlamıştım, iyi oldu Duels. Şimdi Duels'i anlatmaya koyulacağım ama pek beceremeyeceğim sanırım, hani Duels'in öylesine çok özgün bir sound'u yok. Şu grubu da andırıyor diyeceğim ayırt edici bir özelliği de yok. Ancak sound'larını kendi içinde tanımlayacak olursam, iyi bir solistin önderlik ettiği, şarkıların melodik yanlarının enerjik bir anlayışla yedirildiği bir müzik diyebilirim. Bir dakika grubun ayrıştığı bir özelliği var ki bass gitar'ın çoğu şarkıda en baskın enstrüman olması. İyi mi? Bence pek iyi değil. Bass sesi çoğu şarkıda o kadar ön planda ki, grubun çoğu güzel melodinin arkalarda kalmasına sebebiyet vermiş. Hani alakasız bir benzetme olacak ama Atoms For Peace gibi grupsan, bass'a abanabilirsin ama sen Duels'in, haddini bileceksin! Güzelim melodiler bass'ın bazen aşırı ön planda olması sebebiyle eriyip gidiyor. Zannetmeyin ki bu bass gitarı bir enstrüman olarak eleştirdiğimiz anlamına gelsin, grubun anlayışına yazık oluyor. Dur canım üzülmeyin hemen, grubun güzel sesli vokali bu durumu biraz da olsa kurtarıyor. Vokal performansı oldukça iyi, hatta epeyce iyi.

Grup hakkında demek istediğim bir nokta daha var ki, "The Last Time/ The First Time" adlı şarkılarıdır. Korkunç bir şarkı bu (Ömer Üründül stayla!) Net bir şekilde diyebilirim ki ağıt. Vokalin performansı, şarkının o eşsiz nakaratı, grubun koro halinde inlemesi. Valla korkunç bir şarkı. Bu kadar etkileneceğimi düşünmezdim bir şarkıdan. Peki bu şarkı neden bu kadar güzel? Bass'ın albümlerinde ön planda olmadığı tek şarkı sanırım. Sizi gidi ateyizler hemen atlayacaktınız değil mi? Yemezler.


Valla bu grubu dinlemenizi ısrarla öneriririm. Hatta eminim ki çoğunuzun favori grupları arasında yer alacaktır. Ah bir de bass'a bu kadar yüklenmeselerdi. Bass'ın suçu ne?

YENİ | Babyshambles'tan yeni sesler: "Picture Me In A Hospital"

Çılgın çocuk Pete Doherty'nin grubu Babyshambles, 2 Eylül tarihinde "Sequel to the Prequel" isminde yayımlayacağı yeni albümünden üçüncü parça "Picture Me In A Hospital"ı paylaştı.

"Bakalım bahtımıza ne çıkacakdemiştik. Güzel şeyler çıkıyor, çıkmaya da devam edecek gibi sanki.

Hı?



İkinci olarak paylaşılan Farmer's Daughter'ı dinlemeyenler varsa da aşağı alıyoruz.



The xx - 7 Ağustos 2013 İstanbul Konseri

Instagram: Gizemstrgl
2 ay öncesine kadar, etkinlikler açısından oldukça yoğun bir yazın bizi beklediğini, hangilerine gideceğimizin muhabbetini yaparken bir anda elimizde kalan belli başlı konserlerden biri oluvermişti The xx. Bu sebeple uzun süredir devam eden konser orucumuzun bozulacağı, merakla beklediğimiz bir etkinlik olması açısından da önemliydi 7 Ağustos gecesi.

20.45 sularında gittiğimiz Parkorman'da hiç beklemediğimiz kadar bir kalabalıkla karşılaştığımı söylemeden geçemeyeceğim. Bayram tatilini fırsat bilip, hafta başından şehir dışına kaçan bir çok kişiyi düşününce ortam hiç fena değildi. Ayrıca, kadın/erkek dengesinde, ibrenin bu kadar kadından yana olduğu bir konser de uzun zamandır görmemiştim. (5k'ya 1e düşüyordu)

Sahnede, gecenin açılış grubu On Your Horizon vardı, ki gerçekten çok iyi bir seçim olmuş. Sevdiğimiz ve takipte olduğumuz OYH ortamı ısıtma görevini başarıyla yerine getirmenin yanısıra bir çok kişiyle de o gece ilk kez tanışıp, "Kimmiş bu grup ya?" diye sordurup, isimlerini bir yerlere yazdırdığına eminim.
Instagram: Gizemstrgl
22.15 sularında ise The xx, yoğun bir lazer ve ışık gösterisi eşliğinde sahnedeydi. Grubu oluşturan 3 kişi, Try ile başlangıç yaptıkları gecede; açık havada, büyük sayılabilecek bir sahneyi gerçekten dolduruyorlardı. Elektronik altyapıların yoğunluğuna rağmen müziklerinde ruh ve enerji seyirciye oldukça güzel geçiyordu. Seyirciler arasında hatunların bu kadar yoğun olduğu bir gecede, "Biz karizmatik poz kesmesini de iyi biliriz" diyen Oliver Sim hanesine zaten kafadan +1 puan yazıyordu. The xx müziğinin asıl temelini ise bence Romy Madley Croft ile birlikte Oliver Sim'in yaptığı düetlerin başarısı ve arkada James XX'in tüm toparlayıcı ve birleştirici özelliğiyle grubu sırtlaması yer alıyor.

Instagram: Kejura
Ortamda yabancıların da yoğun olmasıyla birlikte çoğu şarkıya seyircilerin eşlik etmesi; ışık gösterileri ve o minimal ama büyülü müziği daha da aldı yukarılara taşıdı. 
Tam 1 saat kaldıkları sahnede, iki albümlerinden derledikleri fena olmayan bir setlistle konseri tamamladılar.

Dip Not: Bis arasında seyirci "Her yer Taksim, her yer direniş!" sloganı atarak Gezi Parkı eylemlerine de selam çakmayı unutmadı.

Setlist
Instagram: Gizemstrgl
Try 
Heart Skipped A Beat
Crystalised
Reunion
Sunset
Missing
Fiction
Night Time
Swept Away
Shelter
VCR
Islands
Chained
Infinity

//

Intro
Angels


Daha fazla The xx konser fotosu için: instagram.com/birbabaindie

Not: 1-2 tane çektiğimiz video da mevcut. Ancak internetin yavaşlığından ötürü yüklemek ömürden ömür alıyor. Videolar yüklendiğinde buradaki yerini alacak. Sıkıntı yok.


7 Ağustos 2013 Çarşamba

Yeni Midlake'den yeni şarkı geldi!


Geçtiğimiz hafta üst üste paylaştığımız yeni albüm ve ayrılık haberleri ardından yeni Midlake'den yeni parça "Antiphon" geldi!

Eski Midlake'i aratmıyor değiller. Umarız albümün tamamını dinlediğimizde de aynı duygulara sahip olmayız. :(






YENİ | Vera - "Boş Zamanlar"


EP ve demoların haricinde geçtiğimiz sene Babajım Records etiketiyle çıkardıkları ilk albüm sonrasında Vera, 5 akustik şarkıdan oluşan yeni albümü Boş Zamanlar'ı 5 Ağustos itibariyle dijital ortamlarda paylaştı.

Bu albümde, eski 3 şarkısının akustik versiyonlarının yanısıra Gezi Parkı eylemleri için bestelediği Dokunma ve bu yıl 70. yılını dolduran unutulmaz eser Kürt Mantolu Madonna ile Sabahattin Ali'ye ithafen bir parça da bulunuyor.

http://www.youtube.com/user/veraistanbul/videos

BOŞ ZAMANLAR

1. Dünya (Akustik)
2. Yerle Yeksan (Akustik)
3. Kürk Mantolu Madonna (Akustik)
4. Dokunma (Piyano Versiyon)

5. İnan Bana (Zeplin/karnaval.com BİP Akustik)

6 Ağustos 2013 Salı

YENİ | Kings of Leon - "Wait For Me"


24 Eylül'de yayımlanacak olan yeni Kings of Leon albümü Mechanical Bull'dan yeni sesler, yeni görüntüler var!

İlk single Supersoaker'ın video klibi ve albümden ikinci parça Wait For Me gün itibariyle servis edildi.

Beklemeye devam...





5 Ağustos 2013 Pazartesi

The xx 7 Ağustos gecesi Parkorman'da!


"Hangi birine gideceğiz olm?" geyikleriyle birlikte tam bir Indie çılgınlığı şeklinde geçeceğini hayal ettiğimiz 2013 yazında, bir bir iptal edilen etkinliklerin sonrasında sıkı sıkıya tutunduğumuz konserlerden olan The xx, 7 Ağustos Çarşamba gecesi Parkorman'da sahne alacak. Hem de öncesinde On Your Horizon ile birlikte.

Londra'dan buraya sade ama bir o kadar da büyüleyici bir atmosferi incitmeden, nazik notalarla getirecek olan İngiliz üçlü için orada olmak istiyorsanız şurası size yardımcı olabilir. 




Bir Baba Indie Mix: "Temmuz 2013"

Temmuz ayında da yine çok temiz bir playlist hazırladık.

Sadece 5 kişinin bildiği cins gruplarla bezeli bu miximizde (Evet, çok cool'uz) bu sefer tempoyu biraz daha ortalamanın üzerinde tuttuk elimizden geldiğince.

42 dakikasını bize ayırmak isteyenler için geliyor: Bir Baba Indie Mix: Temmuz 2013

:

Diğer mix'ler için: 8tracks.com/birbabaindie


Playlist:

01. Kandle - Know My Name
02. Mittekill - All But Bored Weak And Old
03. Alt-J - Fitzpleasure
04. French Horn Rebellion - Last Summer
05. The Fratellis - Babydoll
06. The Coral - Bill McCai
07. Wilde Belle - Keep You
08. The Postal Service - Such Great Heights
09. Evening Hymns - Dead Deer
10. Ideal Husbands - The Ritornello


Midlake'te şok ayrılık!

Midlake'ten bir ileri iki geri...
Dün yeni albüm ile ilgili verdiğimiz güzel haberlerden sonra bugün aldığımız haber hiç hoş olmadı. :(

Grup Eylül ayında paylaşacağını açıkladığı yeni albümü Antiphon'u bol saçlı, sakallı frontmani, vokali Tim Smith'ten bağımsız bir şekilde hazırladığını açıkladı. Yeni albümde vokalin kim olacağı hatta vokal olup olmayacağı da tam bir muamma...

Eylül'ü bekliyoruz gözlerimiz kapalı...




4 Ağustos 2013 Pazar

God is an Astronaut'tan yeni albüm: "Origins"


İrlandalı Post Rock grubumuz God is an Astronaut, 16 Eylül 2013'te çıkartacağını açıkladığı Origins isimli albümden ilk parça Spiral Code'u paylaştı.

Albümden hemen sonra Avrupa turnesine çıkacak olan grubun, 2009 sonrasında ülkemiz dolaylarına bir kez daha gelme olasılığının dedikodular arasında dolaştığını da hatırlatalım.

  1. The Last Marc
  2. Colistoga
  3. Reverse World
  4. Transmissions
  5. Weightless
  6. Exit Dream
  7. Signal Rays
  8. Autumn Song
  9. Spiral Code
  10. Strange Steps
  11. Red Moon Lagoon
  12. Light Years from Home


3 Ağustos 2013 Cumartesi

Midlake yeni albümün adını duyurdu!

Geçtiğimiz günlerde Eylül'de çıkaracakları yeni albümlerinin mastering'ini bitirdiğini duyuran Midlake, baştan aşağı yenilediği web sitelerinde yeni albümün adını da müjdeledi. Yeni albümün adı Antiphon olarak belirtildi. Hatta grup Antiphon'un sound'unu şu şekilde açıklamakta:

"Antiphon represents an ultimate genesis both musically and spiritually."

Şimdiden bir heyecan sardı mı ne?


Yeni müzik keşfedilecek, dinlenecek ve paylaşılacak site listesi!

Birkaç aydır çevrimiçi sitelerle hiç bilmediğimiz yüzlerce şarkı bulduk. Bu programları sizlerle de paylaşmak istedik. Haydi, siz de keşfedin, siz de tüketin!

1- Exfm

Son zamanlarda oldukça popüler hale gelen Spotify ve Deezer tarzı çevrimiçi müzik sitelerine alternatif olabilecek bir site. Tam da yeni şarkılar ve gruplar keşfetmek için birebir. Eğer bir gün Deezer'a da erişemezsek,  gideceğimiz adres belli. Nasıl bir memleketsin Türkiye, inan anlamıyorum seni.



2- Cant.io

Birazcık Spotify, birazcık 8tracks, birazcık Grooveshark. Hepsini bir araya getirdiğinde ortaya çıkan şey Cantio oluyor. Bence tek bir alanda uzmanlaşmaması sitenin ana handikapı.



3- Playlist.com

8tracks'in amcaoğlu, belki de kardeşidir. Yapmış olduğunuz playlist'leri çevrenizle paylaşıyorsunuz. Onların yapmış oldukları playlist'lere yoğunlaşıp, yeni şarkılar keşfediyorsunuz. 


4- Jango

Aslında epeyce bilinen bir kişisel internet radyosu şeysi. Sadece sevdiğiniz ve dinlemekten hoşlandığınız grupları belirtin. O sizin yerinize sevebileceğiniz ve sevdiğiniz şarkıları otomatik olarak playlist haline getirsin. Last.fm bu kadar bozmasaydı iyiydi. 



5- +Music

Bir Google Chrome uzantısı. Bu uzantıyla herhangi bir sitede tek tıklamayla ilgili şarkıyı dinlemeye başlayabilirsiniz. Diyelimki Facebook'ta bir fan page'te  geziniyorsunuz. Sanatçının adının yanında bir anda gizemli bir "play tuşu" beliriyor, bu tuşa tıklıyorsunuz ve o sanatçı hakkındaki şarkıyı dinlemeye başlıyorsunuz. Çogüzel.


6- Musicovery

Ruh halinize göre şarkı dinlemek ister misiniz? Öncelikle ruh halinizi (yani depresyonu) bu site içerisinde belirli başlıklar altında belirliyorsunuz, sonrasında site sizin o anki ruh halinize en uygun olabilecek şarkıları size sunuyor. 

7- Tunebirds

Twitter hesabınızla bu siteye kaydolarak, twitter'da takipçileriniz ile bu sitede yapmış olduğunuz playlist'lerinizi hemencecik paylaşabilirsiniz.


8- Tinysong

Bu siteye gidiyorsunuz, paylaşmak istediğiniz şarkının adını yazıp, search'e tıklıyorsunuz. Şarkınız bilimum sitede paylaşılmak için hazır ve nazır oluyor. Mutfak robotlarından sonra görüp görebileceğiniz en güzel şey. 



Şimdilik en çok kullandığımız çevrimiçi müzik tool'larını sizlerle paylaştık. Aklımıza daha fazlası gelirse, çekinmeyiz sizle paylaşırız. Sevgiyle kalın, güzel notalarla kalın. 


2 Ağustos 2013 Cuma

Benim Kliplerim!


Son zamanlarda -yaklaşık 2 yıldır- sürekli keşfettiğim gruplar hakkında post yazıyordum. Biraz bıkkınlık geldiğini itiraf etmeliyim. Yeni bir şeyler yazmayı düşünürken, sevdiğim klipler üzerine mini bir derleme yapmaya karar verdim. Böylelikle müzikten uzaklaşmadan, uzaklaşmış da olacağım.

Buyrun 9 şarkılık klip listem(iz).

9. Mogwai - San Pedro

Yakın bir arkadaşım, bazen kendimizden uzaklaşmamız gerektiğini söylüyordu. Empati değil bahsettiği durum. Ruhun bedenden birkaç adım geride durması, bedenin ne yaptığını, nasıl kalıplarda gezdiğini görmesi. Tam da bu klip onun tanımına uyuyor. Gün içerisinde bir bedenin, kendi bedenimizin peşinde giden bir ruha bürünüyoruz. Soğuk bir atmosfer yine baş rolde.


8. Other Lives - Dust Bowl III

Her gün onlarcasının önünden geçiyoruz. Çok uzağız onlardan, kokularından, düşüncelerinden, kelimelerinden... Onların uzak hikâyesine ne kadar uzak olduğumuzu anlatıyor sanki biraz da klip. Onların uzak dünyasını, birtakım sanat parçacıkları üzerinden anlatmaya koyuluyor. Buhranlarını, mutluluklarını ve yok oluşlarını, onlar gibi yalnız birtakım sanat parçacıklarıyla ilişkilendiriyor. O yalnız adam onlarla konuşuyor, onlarla mutlu oluyor, üzülüyor ve belki de ölüyor.



 7. Evening Hymns - Dead Deer

Çok değil birkaç hafta önce denk geldim bu gruba, şarkıya ve klibe. O günden bu yana hemen hemen her gün dinliyorum bu şarkıyı. Klip estetik açıdan değerlendirildiğinde oldukça 'pure'. Sessizliğin sesi var sanki klipte. Bastırdığımız duyguların o eşsiz ekosistem içerisinde sessiz çığlıklarla ortaya çıkışı. Belki  doğaya geri dönüş, belki köklerimizi anlamak belki de kimliklerimizden arınmak. Ne derseniz artık... Güzel arsızlığımız...



6. Lost in the Trees - Red

Her saniyesi keşfedilmeyi bekleyen ayrıntılarla dolu bir klip. Annesini kaybeden çocuğun, annesine ve annesiyle olan ilişkisine dair metaforlarla dolu hazinesi. Annenin ölümü, annenin ölümüne dair detaylar, ondan geriye kalanlar ve bir şarkı. Çok büyük grup Lost in the Trees. Ari Picker gelecekte çok önemli bir sanatçı olacak. Bu çok açık.


5. Mono - Follow the Map

Normal kafayla izlenmemesi ve dinlenmemesi gereken şarkı ya da klip. Ekşi Sözlük'te denildiği gibi Kim Ki Duk'un elinden çıkmış bir klip sanki. Yeterince gerçek üstü ancak bir o kadar da gerçek. Bir taş, bir maske, bembeyaz bir atmosfer, sessizliğin şarkısı ve ona ulaşmak. Gerçek üstü bir atmosfer gerçek unsurlarla bu kadar güzel anlatılabilirdi, şarkının gerçekliği ve vuruculuğu ise bambaşka bir unsur.



4. No Clear Mind - When You're Not Here

Elbette bu listede bir NCM klibi olacaktı. Gitmek, terk edilmek, hüzün, yalnızlık, kuzey ellerinin karanlığı ve dahası... Çok naif bir klip. Gitmesi gerek onun, kalanın üzülmesi gerek, gidenin o hüznü uzaklardan izlemesi gerek. Çoğu zaman başımıza gelen bir ilişki sendromunu oldukça naif, safça, kırmadan dökmeden anlatan bir klip. (Bu abla da çok güzel.)


3. Doves - Kingdom of Rust

Klibini izledikten sonra alıp başını gitme şarkısı olarak tanımlamıştım. Buralardan sıkılmak ve uzaklara gitmek. Uzaklardaki şarkıları dinlemek, yaşamları izlemek... Bir yol hikâyesi tadında bir klip, uzaklara gitmek isteyenler için 4 dakikalık bir seans gibi. Dalmak için belki de... -ya da Hollanda'ya gitmek için-


.
2. Marble Sounds - The Time To Sleep

Bir şarkıyla beni nasıl çizebilirsin ki sahi? Klibin konusu tam da bu. Bir şarkıyla beni, aşkı çizmek.Ne yalan söyleyeyim klibi izleyince çok kıskanmıştım. Benim gibi neredeyse tüm ilişkilerini müzik üzerinden yaşayan birisi için hayalimdeki klibe bir adım daha yaklaşmak gibiydi. Bir kadın ve erkek, Gregor Samsa, bir şarkı ve çizilen bir portre. Yüzünü görmeden bir şarkıyla bedeni nasıl çizebilirsin ki? (Klipteki abla çok tatlı bu arada)



1. Lost in the Trees - Walk Around the Lake

Hayır, Lost in the Trees'e torpil geçmiyorum. Sadece birisinin acısı karşısında dostların şarkılarla, enstrümanlarla nasıl yanında durabileceğini sizlerle paylaşmak istiyorum. "Dostlarım şarkılarla beni mutlu kılıyor, şarkı söylüyor, karanlıkta bana ışık tutuyor. Annemi anlatıyorlar. Kar yağsa bile, o gölün etrafında benim yanımda oluyorlar." diyor belki de Ari bana.  Seni şu klip özelinde çok kıskanıyorum be oğlum, çoooook.  Şu klibin bir sahnesini uzaktan izlemek için neler vermezdim bilemezsin Ari.