Yıl 1857. Amerika'daki kadın tekstil işçileri eşit ve adil bir çalışma hayatı istediği için ayaklandı. Grev ilan ettiler; emin adımlarla ve düşüncelerle. Tarihler boyunca sisteme karşı sesini çıkartanların sesini kesmekle görevli polisler, onlara bugünkünden hiçbir farkı olmayan bir yöntemle dur dedi. Herkes onların durduğunu zannetti; fakat onlar durmadı. Sonra fabrikada çıkan yangında o kadınlardan bir kısmı, iddiaya göre fabrika sahiplerinin kapıyı kilitlemesinden dolayı yanarak hayatını kaybetti.
Clara Zetkin
Yıl 1910. Clara Zetkin o gün yangında hayatını kaybeden kadınların anısına ve onların düşüncelerini destekleyip, devam ettirmek adına 8 Mart gününü Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını sağladı.
Bu özel gün sanıldığı üzere kadınlara çiçek alma, minik sürprizler yapma günü değildir. Hele hele alışveriş çılgınlığı hiç değildir. Kadınların iş hayatında ve daha sonra genişletilerek tüm hayatlarında eşit bir şekilde yaşamak istedikleri için 1857'de başlayan direnişini anma günüdür.
Londra 1911 | arastiralim.com
Bir Baba Indie olarak haklarını ölmek pahasına savunan, "az kişiyiz biz ne yapabiliriz ki?" demeden, hiçbir gücün ve hegemonyanın altına ezilmeden dimdik duran kadınları saygıyla anıyoruz. Bugünün anlam ve önemini bilmeyen kadınları ise Simone de Beauvour'e havale ediyoruz.
"Kadın doğulmaz kadın olunur." (Simone de Beauvoir)
Sizlere Twitter ve Facebook'tan belirttiğimiz üzere Erkan Saka tarafından sunulan Sosyal Kafa adlı programa Bir Baba Indie olarak konuk olduk. Herhalde blog olarak ilk defa canlı bir yayına çıktığımız içindir ki yeterince heyecanlaydık. Programı izlemeyenler aşağıdaki linkten programın içeriğine ulaşabilir.
Program süresince elimden geldiğince Birbabaindie'yi diğer yazar arkadaşlarım adına da anlatmaya çalıştım. Sanırım becerebildim. Onlar da benimle aynı görüşte olduklarını belirttiler. Belki birbirimize itiraf edemediğimiz ya da söylemeye çekindiğimiz şeyleri canlı yayında birbirimize anlatmış olduk. Sanırım iyi de oldu. Birbabaindie kafamızda daha da netleşti.
Programda söylemeyi istediğim ancak söyleyemeye fırsat bulamadığım bir nokta vardı. O noktayı bu post vasıtasıyla dile getirmek istiyorum.
Öncelikle bahsedeceğim konu amatör müzisyenler ve müzik blogları arasındaki ilişki üzerine. Bu ilişki daha da sağlamlaşmalı. Müzik her anlamda yeni bir yapılanma içerisinde. Mp3 devriminden telif haklarına, dinleyicinin müziğe erişiminden müziğin yapısal anlamda dijitalleşmesine kadar devasa bir değişim yaşanıyor.
Müzik özgürleşiyor, müzik büyük label'ların elinden kurtularak, bireylerin eline düşüyor başka bir deyişle sahibinin elinde artık müzik, üreticisinin ve dinleyicisinin elinde artık müzik. Ne güzel.
Şu zamana kadar pek mikrofon tutulmayan müzisyenler, evlerinden dünyaya açılabiliyorlar. Her ne kadar oldukça büyük bir evrene açılsalar da, artık bu evrene açılma şansları var en azından. Müzik artık şirketlerin ya da prodüktörlerin dayatmalarıyla değil, tamamen müzisyenin elinde şekilleniyor. Aslında hep böyle olması gerekti ama olamadı, izin vermedi bazıları.
Sanırım durum değişti artık, müzisyenler kendi evrenlerini dünya ile paylaşabilecek durumdalar. Ancak tanıtacak, kendi müziklerini yayabilecek alanları yine kısıtlı. Ulaşabilecekleri kişi sayısı belirli ki zaten bir müzisyenin kendi tanıtımıyla uğraşma hali içerisinde olması da yeterince saçma.
Benim derdim tam bu noktada başlıyor. Müzik üzerine birşeyler karalayan kişiler olarak derdimizin "alternatif" olanla daha da ilgili olması gerek diye düşünüyorum. Başka bir deyişle blogger'ların artık birer medium haline geldiği yeni medya düzeninde, müzik blogger'ları alternatif kalanları "boost" etmekle yükümlüdür. Zaten bilinen işler, kişiler geleneksel ve dijital medyada yeterince yer alıyor. Ya diplerde kalanlar? Onlar bizim boynumuzun borcudur, müzik blogger'ları alternatif olanları biraz daha ön plana çıkarmalıdır. Ancak ön plana çıkarma durumu, müzik blogger'ları arasında son zamanlarda moda haline gelen tek cümlelik keşifçilikten ötede olmalı kuşkusuz. Ben keşfettim, ilk ben buldum'dan daha fazlası gerek o müzisyenleri anlatmak, anlamak için. Düzenin tam değiştiği bu zamanlarda müzik blogger'ları olarak sanırım safımızı daha da belirlemeliyiz. Biz kimiz ve neredeyiz? Blogger'ların bu sorulara vereceği cevap çok önemli.
Her Salı 22.00'de BJK Tv'de yayınlanan Sosyal Kafa programında bu hafta müzik bloggerları konuk oluyor. Konuklardan biri de Bir Baba Indie'yi temsilen Vecihi ya da Desfigures yani Anıl Sayan...
Artık blogları kaç kişi takip edebiliyor bilemiyoruz ama...
Bir Baba Indie olarak Blogspot'a gelen erişim yasağından beri, blogu ister istemez askıya almış olduk. Hem de daha faal olmak adına türeyen birçok fikrin, eyleme döneceği şu günlerde böyle bir olayın vuku bulması resmen baltaladı bizleri.
Artık zorla alıştırıldığımız ''erişim yasağı'', ''sansür'' gibi kelimeler, bize hiç de uzak gelmiyor maalesef... Ancak bu sefer durum biraz farklı. Youtube, Vimeo, Fizy ya da bir başka site gibi değil, çocuğun gibi benimsemiş olduğun blogunu elinden alıyorlardı... Yaklaşık 2 senedir mümkün olduğunca ''post''layarak, geliştirmeye çalıştırdığın bloguna, yine bir şeyler karalamak için elin gittiğinde, o ''kalpleri kadar temiz'' olan beyaz fon üzerine kırmızıyla yazılmış ''Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir'' yazısıyla tokadı yiyip, oturuyorsun aşağı...
Dns değiştirmek, blogu başka bir platforma taşımak falan bunların hepsi geçici olarak birtakım çözümler tabi ama pire için yorgan yakarak bir şeyleri çözmeye çalışan zihniyete karşı da bir şeylerden kaçarak çözüme ulaşmak da çözüm olmuyor maalesef.
Şu anda da en azından Bloguma Dokunma oluşumunun Facebook ve Twitter sayfalarından toplu ve daha organize bir şekilde tepki yürütmekte fayda var.
19 Ağustos 2009 gecesi ilk şu yazıyla ''Bizde bi blog açalım abi, karılar kızlar falan...'' mantalitesiyle açılmış olan Bir Baba Indie, (Şaka canım şaka, bizimkisi gönül işi sadece...) dün itibariyle 1. yaşını doldurmuştur. Biz de bu olayın haklı gururunu yaşamaktayızdır haliyle...
Hediyesini önceden vermiş olduğumuz için, yaş günü zımbırtılarıyla bizi fazla da sıkıntıya sokmadı Baba ilk senesinde. Zaten bir ay kadar önce da tüm scripti değiştirmiş olmamızdan dolayı alacaklıyız hatta Baba'dan. Alayım 20 teele domain parası...
Evet 4 Şubat 2010 tarihi itibariyle Bir Baba Indie'mizin adının dibine ''.com'' getirerekte erişim sağlayabilmekteyiz. Kendisine erken bir doğum günü hediyesi olarak yakışıklısından bir domain hediye etmiş bulunuyoruz.
Bu aralar blogu biraz boşverdik. Kejura bey yeni bir işe girdi, çok yoğundur kendisi. Ben hala büyümemiş bir birey olarak, üniversite sıralarında dirsek çürütüyorum.
Dolayısıyla eski yoğunlukta yazamıyoruz. Özür dileriz. Kendimi bir an Ersin Karabulut gibi hissettim. O uykusuz geç çıktığında sürekli özür mesajları yazar, kendilerini affetirmek için sebepler yazardı. Ben de "hassiktir lan yarrak, paramızla rezil oluyoruz" derdim..
Sanırım benzer bir duruma düştük. Bahaneler uyduruyoruz. En azından küfür etmeyin(!) sayın Bir Baba Indie takipçileri. Para mı veriyorsunuz da küfür ediyorsunuz? Ya da aklınızın ucunuzdan dahi geçmiyoruz, biz kendi kendimize mi abartıyor muyuz?
Bilmiyorum hangisi ama kendimizi affetirmek için sizinle bir şarkı paylaşmak istedim. Gece gece çok güzel geldi bu ses. Bir kulak veriniz derim.
Evet. Durduk durduk ve blog alemine de el atmaya karar verdik. Burası böyle kendi halinde, eğlencelik, nam-ı değer Kejura ve Vecihi tarafından tamamen kişisel zevklere göre oluşturulmuş, çoğunlukla müzik, yer yer sinema, ve olmazsa olmaz futbol eksenli, eğlencelik, haber alma verme blogudur.
Burada ne göreceğiz? Biraz daha açar mısınız?
Açayım canım hemen... Hayat akışıyla doğru orantılı olarak güncellenip, tamamen kişisel beğeniye göre yer verilecek, eski toprak, caanım grupların taze haberlerini, sıcak sıcak keşfedilmiş mis grupları, ilgimizi çeken, gidilip görülen etkinlik haber ve yorumlarını; Galatasaray'ımız ile ilgili sıcak gelişmeleri, Sabri'nin kaleyi düşünmesi ile ilgili fikirlerimizi; çeşitli dizi ve filmler hakkındaki anlık sallamasyonlarımızı; aşkı, entrikayı, seksi, parayı, dostluğu, arkadaşlığı...
Kısacası, lenslerimizin arkasından görünenleri, tarihe bir kanıt olarak buraya yansıtacağız.