Histeri Çalışmaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Histeri Çalışmaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2014 Pazar

VİDEO | Bubituzak - Tayyare


Çarşı izninde keşfe devam. Tabi bunları internetin başına oturdum buldum gibi bir şey olmuyor. Henüz süperman olamadım. Dışarıdan bilgi sızdıran arkadaşlarım var. Ben ise sizlere bunları ulaştıran bir nevi ajanım.  Şştt! sessiz olun askeriye sevmez böyle şeyleri.

Bubituzak, Uzun Yolları Taşlı albümünün ilk çalışmasını paylaştı. İlk çalışma olan Kulaç'ın tüm izleri ve hissettikleri Tayyare'de de mevcut. Şahsen çok keyif aldığımı ve albümü heyecanla dinlemek istediğimi bilmeniz isterim ya da siz dinleyin benim yerime yazın. Hepsini bir araya getirip yayınlarız.

Ben Kızılay'ın ara sokaklarında komünüme dönerken, sizleri Tayyare ile baş başa bırakayım.


12 Temmuz 2011 Salı

Rock'n Coke / Küçük Puntolar: 1. Gün

Hemi Behmoaras


Aslında Hemi Behmoaras bir çok kişiye göre yabancı bir isim değil. Tam bir müzik adamı dersek yanlış bir cümle kurmuş olmayız. Mutlaka bir şekilde müziğin içinde bir şey icra ederken Hemi'yi bulabilirsiniz. Açık Radyo'da B Yüzü'nü Cem Kayıran'la hazırlarken, God Is An Astronaut konserinde fotoğraflar çekip, röportaj yaparken, Peyote'de DJ Kabininde bir şeyler çalarken ya da Post Rock üzerine bir şeyler anlatırken. Hemi'yi birde Rock'n Coke'da izlemek ona hak ettiği daha fazla tanınırlıkta bir kaç basamak daha yükseltebilir.

http://hemibehmoaras.com/ şeklinde kendine ait bir sitesi ve icraatları var. Keyifle takip ediniz.

12:00 - 14:00 arası Rock'n Coke Vodafone Freezone Sahnesi.

*** 

Soaked



Tam olarak nereden başlayacağımı bilmiyorum. Direk hangi saatte çıktıklarına baktım. 19:00 yerine 23:00 belki daha iyi olurdu. Tam çünkü öyle bir kafası var Soaked'in. Neyse vardır bir bildikleri organizatörlerin diyerek geçelim Soakad kim? sorusuna.

Soaked; Electronica, Synth-Pop tarzında (yanlış tanımlama olabilir) müzik yapan bir grup. Biraz da yeni yeni müzik camiasına giren gruplara hikayeleriyle örnek olabilecek sabırlı bir grup. Bulundukları noktaya gelene kadar ciddi aşamalar ve evrimler geçirdiler. Popülarite bazen yanıltıcı olabiliyor. Electronica mı? Bedük var? Başka? Başka var işte. Küçük puntoları okumak bu yüzden önemli. 

Soaked görsel ve işitsel olarak bize güzel şeyler sunan bir grup. 

http://www.soakedart.com internet sitesinden dinleyebilir. 

19:00 - 20:00 arası Rock'n Coke Vodafone Freezone Sahnesinde, izleyebilirsiniz.

***

Hakan Tamar


Hakan Tamar için söylenecek fazla söz yok gibi. Büyük üstad, baba. Böyle heybetli tüm sıfatların yegane sahibi. Kendisinin tanıtılmaya ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. 

13:00 - 14:30 Coca-Cola Zero Sahnesi'nde.

www.myspace.com/hakantamar



***

She Past Away


Ana sahneye bol içerikli argoyla koy ver gitsin. Zero sahnesi iyidir diyerek She Past Away diyorum. Post Punk grubumuzu Peyote'den biliyoruz. Onlar sahnedeyken Ana Sahne'ye kafam ve kulağım kaymayacak. She Past Away'i diğer Post-Punk gruplarından ayıran sanırım en güzel özelliği, olaya yumuşak kasveti biraz canı acıtarak sunmalarıdır diyebilirim. Böyle çok vahşi de değil; ama %100 renkli olmayan yeni siyah&beyaz film formatından çıkmış bir film izler gibi hissediyorsunuz. Soundtrack olsa şarkıları Baader için uygun olurdu sanırım. 

50 dakika olayını protesto niteliği ile 15:00 - 15:50 arasında Coca-Cola Zero Sahnesinde Baader halisülasyonuyla sallanacağız. 



***

Dengesiz Herifler


Eğer She Past Away sonrasında sallanmaktan başı dönen insanların ardından ayakta kalanlar için organizatörler Dengesiz Herifler'i hemen ardına koymuşlar. Tabi sebebi bu değildir. Ben öyle düşündüm. Çünkü; biraz Ska ve Reggea iyidir. Sallanmanın ardından haydi zıplayalım diyerek, deneysel bir dinleyici potansiyeli oluşturacağız. 

Dengesiz Herifler, Ankara menşeli bir grup. Eğlenirken, eğlendirenleri severiz. Ankara'lı grupların içinde bitmek bilmeyen bir enerji olduğunu biliyoruz. Dengesiz Herifler'de bu düşüncemizi pekiştiren gruplardan biri. İronik bir "hah! çok iyiyiz ya!" tribine hastayız. 

Polisler peşimde diyerek,

16:20 - 17:30 Coca-Cola Zero Sahnesinde... 


***

Esben and the Witch


İstanbul'lular gelmeyen yazdan şikayet ediyorlar. Hasta mısınız arkadaşım? Rahat bırakın şu havaları. Denize girmekten daha kıymetli şeyler var. Britanya'da yaşasakta daha iyi müzik dinlesek diye hayıflanıp duruyoruz. Düşünseniz serdar ortaç (özel isim değil küçük harfle yazdım) yazı getirsin, demet akalın saçmalasın diye Yaz aylarını bekliyoruz. Böyle iyidir. Yaz gelmesin, britanya kafasında yaşayalım.

Size Esben and the Witch'i anlattım. Anladınız mı?

19:30 - 20:20 Coca-Cola Zero Sahnesi


***

Electrelane


Mogwai'den sonra en çok merakla beklediğim grup. Sitelerine ilk defa girdiğimde "kötü müzik yapmadıkları buradan belli" demiştim. Görsel ve Müzik bir biriyle aşırı derecede iç içe. Nazan İpşiroğlu'nun 20 YY Sanatında JS Bach kitabında bunu daha net anlayabilirsiniz. Doğrudan Bach'a saygı temalı bir kitap; ama görselliğin neden önemli olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Şunu demeye çalışıyorum. Müzik, Mimari, Resim... Özetle sanatın içinde olduğu her şeyin özünde TASARIM vardır. Tasarlayabilenler ve tasarlama kabiliyetlerini zorlayanlar iyi yerlerde olabilirler; en azından saygı kazanabilirler. 

Elecrelane'i hiç dinlemeden direkt sitesine girince, iyi bir müzik yaptığına bu yüzden kanaat getirebilirsiniz. Electrelane  Londra menşeli bir grup. Naif bir bayan vokalleri var. Minik minik post-punk nüansları, post-rock'a saygı hareketleri var. Minimal klavye tonları vs.

Dahası için;

20:50 - 22:00 Coca-Cola Zero Sahnesi.


***

Histeri Çalışmaları (Çilekeş)


Tamam Ana Sahne'de olduğunu bende biliyorum. Lütfen affedin; ama Ana Sahne'de 15:00'de değil, 20:00'den sonra uzun soluklu sahne almaları gerekiyordu. Kişisel bir kınama yolluyorum organizatörlere. Biz Histeri Çalışmaları için daha önce söyleyeceğimizi söyledik. She Past Away ile aynı saatte olmaları üzücü. She Past Away için kötü bir zamanlama. Onlar adına üzüldüm. 


Histeri Çalışmaları mutlaka dinlenilmesi, takip edilmesi, desteklenmesi gereken bir proje. İzninizle ben Neva dinleyerek Cumartesi gününü beklemeye başlayacağım.


15:00 - 16:00 ANA SAHNE






18 Mayıs 2011 Çarşamba

Histeri Çalışmaları



Türkiye'de Müzik yapmak. Müziği yaparken değişmek, değişime uğramak, bir nevi evrilmek. Ya evrilmiş şekilde başlarsın ya da zamanla evrilip, olgunluğa erişirsin. 

İki farklı yol var. Yaşayarak öğrenmek. Keşfedip, mücadele etmek. Yaşayarak öğrenip sonra 360 derecelik bir kırılma yaşamak. Büyük risk. İnsan egosu için zıt bir temas. İki farklı dünyadan birinde zirvede olup "ya yerim dünyanızı" dedikten sonra paralel evrendeki ruhunuza adapte olmak. 

Çilekeş ya da Peyote Konser takviminde görünen adıyla Histeri Çalışmaları. İlk albümünden bu yana Çilekeş'i takip eden biriyim. Dinleyici olarak onların evrilmesiyle birlikte evrildiğime inanıyorum. Y.O.K'u, Siyah'ı binlerce kez dinlediğimi çok iyi biliyorum. Katil Dans albümünü aldıktan bir kaç gün sonra kaybettim. Sonra download etmek bana gruba ya da müziğe ihanet olarak algıladığımdan korsan olarak indirmedim ya da gidip yenisi almadım. (Malum işsizlik, öğrencilik vs.) Tabi bu süreçte sürekli yeni bir şeyler keşfedip durdum. Daha deneysel müzikler, müzikte sanatsallığı ön plana çıkartan, piyasa karşıtı yer altı isim veya isimler. Tabi dinleyici olarak bunları yaşarken, müzik icraa eden biri olarak sürekli bu evrilmelerle kendi içimde sürekli değişikliler aradım. Henüz Histeri Çalışmalar'ı yokken bana sorulan "Türk gruplarından kimleri dinlersin?" sorusuna çok zor yanıtlar verdim. "DANdadaDAN, Replikas, Sakin falan..."başka?". "Ya bilmiyorum aslında işte öyle çok taptığım biri yok, daha deneysel farklı bir şeyler arıyorum. Artık herkes Mor ve Ötesi'nin, Duman'ın kopyası gibi..."

Çileşek sadece 3-4 yıl öncesinde bayıla bayıla dinlediğim bir grup olarak kalmıştı. Katil Dans'ı hayvan gibi dinleme istediğime rağmen bir türlü aynı frekansta olamadık. Zira içimde bu adamlar değişiyor mu? diye düşündüm. Bunu Katil Dans'ı dinleyerek yorumlamadım. Y.O.K albümünde Gibson gitarları kullanırken bir anda Fender'e dönüp, kliplerindeki değişen tiplerine göre yaptım. Bir de albümü incelerken yazılmış uzun şarkı sözleri ve içeriklerine bakarak. 

Kafamın iyiden iyiye piyasa müziğine karşı yoğun antipati beslediği dönemlerde, yoğun ön yargılarımla artık grup isimlerine göre müziklerini dinlemeden "haha bunlarda şöyle, böyledir" diye sövmeye başladım. Hele bir de Sezen Aksu coverlayanlar yok mu? Neyse... 

Histeri Çalışmaları bu dönemin hemen ardından geldi. O dönemde henüz Bir Baba Indie yazarı değilken Rüzgar-Motif'te şöyle bir şey yazmıştım. (Işınlan)

Bu yazının ardından daha yakın bir markajla takip etmeye devam ettim. Bazen bu albümü dinlemekten çoğu defa vazgeçtim. Çünkü psikolojimin darma duman olduğu bir kaç ay öncesinde beni daha fazla bunalıma sürüklemesi beni korkuttu. Bir kaç ay öncesinde psikolojimin bir çok özel sebepten dolayı darma duman olduğu dönemde bir de üstüne kız arkadaşım olduğu için bugün pişmanlık duyduğum biri için Taç'ın sözlerini yazıp göndermiştim. Bir arkadaşım sen doktora git diye geri dönüş yapmıştı. O kızdan ayrıldıktan sonra Askı'nın sözlerini blog adresimin tepesine yazmıştım. "... Her gece sana bulanıyor midem" (buradan da ne kadar derin etkileri olduğunu algılayabilirsiniz)

Son üç ay içerisinde anti-depresanlarla birlikte aldığım bir 10-15 kilo ile dün Bir Baba Indie toplantısında eğlenerek "Ayı Yogi" espirisini kendime yaptım. Neyse, kişisel muhabbetimi öne sürerek Histeri Çalışmalarının insan üzerindeki etkilerinden bahsetmek istedim. 

Peyote, Mayıs ayı takvimi

Çilekeş. İsim olarak ne kadar garip ve basit. Yukarıda bahsettiğim grup isminden o gruba sövme hareketimi Çilekeş'i tanımasam aynen sövmeye devam edip belki hiç Çilekeş'i tanıyamazdım. Zira yakından takip ettiğimden Çilekeş bende itici olmaktan ziyade beyaz papatyalar arasında koşturan insanlar gibi saf ve temiz bir etki uyandırmaya başlamıştı; ama bu iticilik konusunda Çilekeş'in ne düşündüğünü bilmiyorum. Peyote konser takvimine baktığımda Histeri Çalışmalar'ı olarak yer aldığını fark ettim. O yüzden bu yazıyı yazmak istedim. Çünkü; artık bu evrilmeyle ilgili bir şeyler yazabileceğimi düşündüm. Çilekeş dördüncü albümü için beklentimi çok üste çekti. Daha fazla progressive, daha fazla psychedelic, daha fazla deneysellik. Belki enstrümental şarkılar. Ambianslar. Beklentim bu yönde. Dördüncü albümle birlikte Çilekeş isminden vazgeçeceklerini bile düşünüyorum; ya da giderek soluklaştırıp yok edecekler. Belki 6. albümden sonra kimse "Çilekeş'in konser var gidelim" demeyecek. "Histeri Çalışmaları var bu gece" diyecek. 

Çilekeş ya da Histeri Çalışmaları yazının en başında bahsettiğim bir olayın en zor karar verme sürecidir. Günümüzde piyasaya çıkıp bu işten konserler ve festivallerden dünya kadar para kazanan bir çok isim gibi yapıp, kendi içlerinde asıl yapmaya çalıştıkları "Histeri Çalışmaları" nı yapmaya cesaret edemeyebilirlerdi. Bana göre yaptıkları nefes alıp-verdikleri sürece aldıkları en müthiş karardır.

Tıpkı müziğe başladıkları ilk gün gibi...