Melissa Auf der Maur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Melissa Auf der Maur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2012 Pazar

İfade özgürlüğü için: Artists for Amnesty

Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), örgütün ifade özgürlüğü üzerine düzenlemiş olduğu kampanyaların sesini daha iyi duyurabilmek adına "Artists for Amnesty" (Sanatçılar Af Örgütü için) adında yeni bir girişimde bulundu. Girişim kapsamında http://www.artistsforamnesty.org internet sitesini açan ve bu site üzerinden aralarında Melissa Auf Der Maur, Metric, Nelly Furtado ve Grimes gibi müzisyenlerin de bulunduğu isimlerin parçalarını ücretsiz paylaşan UAÖ'nün ziyaretçilerinden tek isteği, e-mail adresleri.

İndirmek istediğiniz parçayı seçtikten sonra e-mail adresinizi giriyorsunuz ve parçayı ücretsiz indirebileceğiniz link adresinize gönderiliyor. Tabii her şeyin bir bedeli var! Bu işlemi gerçekleştirdikten sonra UAÖ newsletter'larına abone olmuş oluyorsunuz. Kendi dünyamızdan çıkıp dünyada dönen sosyal eşitsizliklerin ve sansürün bilincine varmamız adına müzikseverler için biçilmiş kaftan, heyecan verici bir proje olmuş Artists for Amnesty. (Beni en çok heyecanlandıran gelişmenin daha önce hiç duymadığım Melissa Auf Der Maur b-side'ı "Willing Enabler"a kulak vermek olduğunu da ekleyeyim.) Kulak vermeli.


18 Aralık 2010 Cumartesi

Melissa Auf der Maur İstanbul Konseri - Bir kadın...


Bir kadın sahne üzerinde bu kadar mı karizmatik durabilir? Bir kadın sahneyi bu kadar mı kaplayabilir? Bir kadın, bir kadın, bir kadın...

***

Melissa'yı dinlediğim ilk zamanlarda yaptığı müzik için "çok seksi lan bu" demiştim. Sonrasında dinledikçe bu düşüncem daha da sağlamlaştı. Bu kadın böyle bir müziği yaratmak için dizayn edilmiş bile dedim. Gerek riffler olsun, gerek ritimler olsun, gerekse vokaller olsun, bu seksi müzik tanımını tamamlayan öğeler. Hiç biri birbirinin önüne geçmeyen, tam kararında kullanılan enstrümanlar. Tarifsiz bir müzik.

Aylar geçtikten sonra, Melissa Auf der Maur ablamızın yolunun İstanbul'a düşeceğini öğrendim. İlk duyduğumda o kadar çok sevinmemiştim aslında. Böyle bir müzik nasıl canlı çalınabilirdi ki? Hani bir yanım "gitme lan" bile dedi. En azından kafamda bu kusursuzluk kalmalıydı. Sonra el pençe biletleri almak zorunda kaldık tabi.

Biletleri aldıktan sonra Melissa'nın canlı performanslarına bakınmaya başladım. Hani tam da korktuğum başıma gelmişti. Albümdeki o hava, canlı performansta yoktu. O seksi müzik, yerini kuru bir müziğe bırakmıştı. Video'ya fokuslanınız.

Her neyse aylar geçerken, konser zamanı denk geldi. Hala istemeyerek gidiyordum. Kejura ile beraber, İksv Salon'un yolunu tuttuk. Konser başlamadan Melissa'nın Sundance film festivalinde gösterilen, son albümüyle aynı adı taşıyan "Out of our minds" filmini izledik. Filme fazla konsantre olamadığımı söylemem gerek.

Film bittikten sonra sahne sırası Melissa'daydı. İşte o an, ilk notalar ve devrelerin yandığı an.. Tarifsiz bir kadın sahneye çıkıyor ve ilk albümünden bir şarkı çalıyor -muhtemelen Real A Lie- ve o an tüm endişeler yerini o seksi müziğe bırakıyor. İlk şarkıyı ağzım açık izlediğimi söylemek istiyorum. Bir şarkı canlı bu kadar güzel çalınabilir. Bir kadın sahnede yaptığı müzikle bu kadar bütünleşebilir ve ben bu cümleleri henüz ilk şarkı biterken bu kadar rahatlıkla söyleyebilirim.

İlk şarkı konserin nasıl geçeceğini müjdeler nitelikteydi. Diğer iki şarkıda ilk albümden geldi. Seyirci ilk albümün ritmik yapısından dolayı yeterince konser dozajına girdi. Sonrasında ikinci albümden -Out of our minds- The Hunt çalındı. The Hunt çalınırken, post rock gruplarına bu şarkıyı canlı olarak binlerce sefer dinletilmeli abi diye iç geçiriyordum. Resmen post rock gruplarına ders niteliğinde bir performanstı.

Sonrasında Mellissa ilk albümden şarkılara devam etti. İlk albümden şarkıları dinlerken anladım ki ilk albüm şarkılarını canlı olarak daha iyiydi. Şöyle söyleyeyim, yukarıda verdiğim link sanırım 2006 yılına ait ve oradaki sound'un çok çiğ olduğunu görebilirsiniz. Ancak konser sırasında çalınan ilk albüm şarkıların soundu inanılmaz. Olgunlaşmış sanki.

Benzer problem bu sefer de ikinci albümden şarkıları çalarken ortaya çıkıyordu. İkinci albümden şarkıları çalınırken, Melissa o ruhu veremedi malesef. Eksikti. Olmuyordu. İşte bu eksiklik Melissa'nın inanılmaz sahne performansıyla ortadan az da olsa kalkıyordu. Bir kadın sahneyi bu kadar mı iyi kaplar? Bilemiyorum. Dalgalı uzun saçları, hareketleri, dansları, enerjisi ve seyirciyle olan diyaloğu. Melissa'nın sahne duruşuna, o karizmatik tavrına diyecek laf kalmıyordu. Hele ki bu sahne duruşu, ilk albümden çalınan şarkılarla beraber olunca o an orgazm'dan -çok klişe oldu, farkındayım- farksız anlar yaşatıyordu, yaşadık.

Konser Followed the Waves ile bitti. Konserin heralde en çoşkulu anları bu şarkıyla yaşandı. Tüm salon şarkının ritimlerine kendine kaptırmıştı. Hepimiz "Skin Receiver" çalmadı, bis'te çalması gerekir derken, tam da beklediğimiz gibi bis'te Skin Receiver çalındı. Sonrasında turnenin son şarkısı olduğu için belki de bize özel bir kıyak geçerek The Doors'tan When the music's over çaldılar.

Gerçekten uzun zamandır dinlediğim en iyi konser olarak tarihime geçebilir. Tool konserinde kendimden geçerek çıktığımı hatırlıyorum, aynı duyguyu dün gece yine yaşadım. İnanılmaz, tarifi zor bir konser oldu. Özellikle Melissa'nın inanılmaz performansı için bile saatlerce orada kalınabilirdi ki olgunlaşan canlı performans işin tuzu biberi oldu. Gerçekten inanılmazdı.

Bu kadar laf ettikten sonra İksv Salon için ayrı bir parantez açmam gerekecek. Ben MELISSA AUF DER MAUR KONSERİNE 25TL VEREREK GİTTİM. Bu cümle bir şeyler ifade ediyor mu bilmem ama ağzımdan salyalarak akıtarak çıktığım konsere sadece 25 tl verdim. Bugün İstiklal'de çoğu gece kulübü ya da rock bar'a girişin 15tl+içki olduğunu düşünürsek, İksv Salon'nin nasıl bir fiyat politikası uyguladığını görmüş oluruz ki getirdikleri grup/sanatçılara değinmek dahi istemiyorum. Daha bir ay öncesinde Midlake gelmişti. Ne yaptın İksv Salon, ne yaptınız?

Bir kadın sahne üzerinde bu kadar mı karizmatik durabilir? Bir kadın sahneyi bu kadar mı kaplayabilir? Bir kadın, bir kadın, bir kadın...


Edit: Gitaristler Haneke'nin Funny Games (2007) karakterlerine benziyordu. Giydikleri sahne kıyafetleri, saçların modelleri, hareketleri vs...

9 Kasım 2010 Salı

Kasım Ayında Konser Başkadır!

Bu günlerde, çok garip ama aynı zamanda hoşuma da giden bir tabir olan ''pastırma sıcakları''nı yaşasakta, soğukların bastırmasıyla beraber sezonun açılması, konser mevsimini de iyice hareketlendirmeye başladı.

Birçok mekanda, birçok sevdiğimiz grubu, her hafta bir yerlerde izleyebilme şansına sahip olmamız da en güzel bişi.
Neyse, yine bu ay içerisinde yapılacak bir kaç etkinliği bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyoruz ki;


En son 21 Nisan gecesi Babylon'da görüp, şöyle de haberini verdiğimiz eski Lamb vokali Lou Rhodes, 10 Kasım tarihinde Babylon'da bir kez daha sahne almaya hazırlanıyor.

Konserin Biletix fiyatı ise; 33.50 tl





Ardından bas bas bağırıp yaydığımız, son zamanların takıntı grubu Midlake'in 22-23 Kasım tarihlerinde IKSV Salon'da verecek olduğu konser mevcut.

Onun da Biletix fiyatı; Tam: 45 tl, Öğrenci: 28 tl

Kapıdan alacaklara Tam: 40 tl, Öğrenci: 20 tl olarak gözüküyor.




Yine geçtiğimiz yıl Ekim ayı içerisinde solo projesi sebebiyle Ghetto'da sahne alan Azam Ali bu sefer de sufilerin gizemli dünyasında yolculuğa çıkarıcı, Fars ve Hint kültürleriyle bezeli müziğiyle ''Niyaz'' olarak bir kez daha ülkemize ayak basıyor.

Konserin bilet fiyatı Biletix'de; 39 tl




Ve bir de son dakika golüyle Aralık ayında geleceğini öğrendiğimiz eski Hole ve The Smashing Pumpkins basscısı kızıl hatunumuz  Melissa Auf der Maur...

17 Aralık tarihinde IKSV Salon'da sahne alacağı açıklanan MAdM'nin konserinin bilet fiyatları ise;

Kapıdan: 25 tl - 40 tl
Biletix'de: 28 tl - 45 tl