29 Ocak 2010 Cuma

The Cranberries ve Bob Dylan İstanbul'a Geliyor !

Evet evet evet... Dün itibariyle 2 adet dev konser haberi ortamlarda duyulmaya başlandı...

İlki, en son 5 Kasım 2002′de İstanbul’a gelmiş olan The Cranberries'ın konser haberiydi. Hem de 1 değil, İzmir Çeşme'de olmak üzere tam  2 konser!
(bkz: 22 temmuz 2010 the cranberries istanbul konseri)
(bkz: 23 temmuz 2010 the cranberries izmir konseri)

Dolores ablanın son çıkardığı albüm ''No Baggage'''ın ardından tekrardan birleşen grup, kendi parçaları yanı sıra Dolores O'Riordan'ın bu solo albümünden de parçalar çalmayı ihmal etmiyor. Kısaca ölmeden önce izlenmesi gerekilen isim ve gruplardan birini daha görmüş olacağız inşallah...


İkincisi ise, 69 yaşında ki efsane isim Bob Dylan... Bülent Burgaç'ın şu tivitiyle gaza gelinerek verilen bu habere göre Bob Amca, 24 Haziran 2010 tarihinde ülkemizde olacakmış.

(bkz: 24 haziran 2010 bob dylan istanbul konseri)



Bu 2 baba konser haberiyle birlikte muhterem müzikseverlere selam eder, hayırlı akşamlar dilerim efendim ...

25 Ocak 2010 Pazartesi

23 Ocak 2010 Cumartesi

Erotizmin Doruklarında...

Je T'aime Moi Non Plus....

Evet. İstemeden de olsa yaklaşık 2 aydır bu şarkıyla yatıp, bu şarkıyla kalkıyorum iş durumları sebebiyle falan filan, cart curt neyse...  Şarkıyı günde en azından 5-6 doz kulak, burun, boğaz içerisinden itinayla alıyorum. Bu sayede sanırım artık bende Sütü Seven Kamyoncu tarzı şeylere başlicam ki, yer yer bende kapılmıyor değilim bu olaya. Korkuyorum... (Siz de yapın vallahi çok eğlenceli bak ama ya... :)

Sözleriyle olsun, müziğin içerisine oldukça başarıılı bir şekilde yerleştirilmiş orgazm inlemeleriyle olsun gerçekten çok müstehcen bir şarkı. Dinlemeyen varsa +18 uyarısıyla birlikte dinlemeye davet ediyor, abazan arkadaşlarımı da uyarmakta fayda görüyorum.

Donlu geceler !

14 Ocak 2010 Perşembe

Müzikal Sözlük 1 Yaşında !

14 Ocak 2009 tarihinde resmi olarak yayın hayatına başlayan Müzikal Sözlük bugün itibariyle tam 1 yaşında ! Tüm sözlük yazarlarına selam eder, sevgi ve saygılarımı sunarım...

Bu arada amatör grup ve müzisyenlere destek amaçlı her sene üstüne daha da koyarak, Müzikal Sözlük Albüm ismi altında yapılması planlanan oylamaya son katılım tarihi ise 20 Ocak 2010...

Ayrıca yeri gelmişken yine ''Müzikal Sözlük Radyo olayını da hatırlatmakta fayda görüyorum'' der, reklamımı yapar giderim.

9 Ocak 2010 Cumartesi

Daniel González Güiza

Bu kadar ölüm haberinden sonra, biraz olsun bu kötü havayı dağıtmak adına tozlu raflardan çıkıp gelen Güiza'cığıma teşekkürü bir borç biliyorum öncelikle.

Adamsın lan sen adam ! ! !

Sen hep Fener'de kal, ''cee eee'' yap bizlere e mi Güizacım?

Lan aylar üstüne bir daha güldürdün beni, allahta seni güldürsün Güizacım. E mi canım benim...

8 Ocak 2010 Cuma

"Yakup çavuş" rakısı


İhsan dedem de gidenlerden olmuş. Bu aralar neden bu kadar insan öldü ki.

Abim öğle aradı. Anıl deden ölmüş dedi, ağzımdan ilk çıkan soru cümlesi "ihsan amca mı?" oldu..

Bizim nesil süper babayla büyüdü. İlkokuldayken Alim sevgilisine kaçmıştı, o kafayla bende evden kaçmak istedim. Alim sevgilisi için yağmurda evinin önünde bekledi, ben de Senem( o zaman ki sevdiğim kişiydi) için evinin önünde yağmurda beklemek istedim. Bizim nesilin en önemli değerinden biriydi Süper Baba.

Aradan yıllar geçti ve tekrarı bilmediğim bir kanalda yayınlanmaya başladı. Sanırım üniversite hazırlıktım. İnsan farklı zamanlarda, yaşadıklarını farklı algılar ya. O dizide Yakup çavuş karakterine şapka çıkarıyordum. Gerçekten kelimelerle ifade edilemiyecek bir performans sergiliyordu. Ben bu adamı ziyaret etmek istiyorum dedim. Görmek istiyorum, sadece bir kaç saat sohbet etmek istiyorum dedim. Bir şekilde daçka'dan kendisine ulaştım. Her çarşamba günü ortaköyde arkadaşlarıyla kuru fasulye günleri olduğundan bahsettiler. Orada kendisine ulaşabileceğimi belirttiler.

Bir buket çiçek alarak tek başıma ziyarete gittim. Kendisiyle birazcık sohbet ettik. Neden geldiğimi anlayamadı, "ama dizi çoktan bitti" dedi. Ben de tam anlatamadım derdimi ya. Sonra kendisiyle havadan sudan sohbet ettik. Getirin oğluma bir tas kuru dedi, bir de rakı dedi. Rakı içemediğimi söylemeden masaya rakı geldi. İçemediğimi anlatınca, "Yakup Çavuş nasıl oynadı zannediyorsun Süper Baba'da" dedi. "Şifadır" diyerek içti.

Kalkma zamanım geldiğinde üzülür gibiydi.haftaya gel de," sana imzalı fotografımı vereyim" dedi.

Gidemedim. Gitmek istemedim değil, gidemedim. Şu yoğun hayatım, buhranlarla dolu hayatım bir çarşamba günümü daha oraya ayıramadı. 4 sene boyunca tek bir günümü oraya ayıramadım. Beni üzen onlarca insana zaman ayırırken,ona zaman ayıramadım.

Yakup çavuş'un ölümü bu sebeple biraz daha acıttı.

Güle güle Yakup dede. Yolun açık olsun

6 Ocak 2010 Çarşamba

Lhasa De Sela Aramızdan Ayrıldı...

Doyamamıştık ki sana... Daha gelecektin bu diyarlara, kanlı canlı dinleyip, görecektik seni...

...ama sen beklemedin ki, gittin...

Bu da bizim şarkımız olsun...

Edit: Artık pencere güzeli olarak bizimle birlikte...