Ediz Hafızoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ediz Hafızoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2013 Çarşamba

2012: Duvarın Arkasından Gelen Sesler

İlhan Mimaroğlu
Bir ilâç çıkmış. Yutarsam yalnız iyi şeyleri hatırlayacağım. Özgeçmiş yazarken belki işime yarar diye o ilâcı edinmeyi düşündümse de çok geçmeden caydım. Geçmişe karışmış iyi şeyin iyiliği kalır mı ki? / İLHAN MİMAROĞLU - Geldim Gördüm Geçtim Gittim, Syf: 239

Bir yıl öncesine gittiğimizde çok fazla kanatlanmadan, Franz Kafka'nın Prag'dan ayrılamaması gibi yine belli isimlerin/grupların etrafından hiç ayrılamadığımızı anladık. O isimlerin üzerinden tekrar geçmek isteriz. 

Geçen sene bu listeyi Hakan Orman'a ithaf etmiştik. Bu sene ikincisini oluşturduğumuz listeye, bu sene kaybettiğimiz İlhan Mimaroğlu'nun ismini veriyoruz. Ne iyi insanlar, ne iyi müzisyenler... İyi ki var olmuşlar oksijen tüketmekten başka bir şey yapmadığımız dünyamızda... 

Listedeki sıralamanın hiçbir kriteri ve önemi yok. Ayrıca sanatsal faaliyetlerin, düşüncelerin neyini, neden sıralayalım? Öyle bir filtreleme yok. Müzik yapıyoruz, müzik dinliyoruz, müzik yazıyoruz...

Herkesin 1.sırada olduğu;

İlhan MİMAROĞLU Listesi (A YÜZÜ) :

1) ARS LONGA - Dinle: Soundcloud // Ars Longa'nın geri dönmesi bence yılın en özel olaylarından biriydi. Bu geri dönüşün şerefine Ars Longa'yı listenin özel konuğu yapıyoruz. 

1) YORA - Dinle: Soundcloud // "Gün Sözleri" albümü Türkiye'de olması gerektiği gibi, devamı da gelmesi gereken bir albümdür. Yora, 2012'de en çok dinlediğimiz yerli gruplardan biridir. Işık Lekesi'ni üzerimizde bıraktığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

1) MUTRİB: Dinle: Soundcloud // Bu ülkedeki müzisyenlerin en büyük problemi kendileri olamamalarıdır. Mutrib bu düşüncedeki müzisyenlere karşı gerçek düşüncenin ispatıdır. Müziğin amacının gerçekten içinden gelen o kutsal müziği yapmak olduğunu anlayamayanlara güzel bir cevaptır.

1) BUBİTUZAK: Dinle: Myspace // Çilekeş'in Histeri Çalışmaları evrimi nereye varacak diye merak ediyorduk. O evrim kendi içinde moleküllere mi ayrıldı, bu da evrimin bir parçası mı henüz anlayamadık. Zira, Bubituzak diye bir şey var. Kulaç ile albüme giden yolun sinyalini çakmışlardı. Çok beğendik, çok sevdik.

1) DRAMA: Dinle: Soundcloud // Müzik yolunda bu sene çok çalıştılar, çok koşturdular. Kayıtlar , konserler vs. Bir bilgi almadık ama 2013'de daha büyük atılımlar bekliyoruz. Geçen senede bu listedeydiler. Yine bu listede olmaları gerektiğine kanaat getirdik. Onlar şikayet edene kadar burada kalacaklarını teyit ederiz.

1) CHANGE OF PLANS: Dinle: Soundcloud // Change of Plans'in de çok özel bir grup olduğuna dair derin hissiyatlarımız var. Önümüzdeki sene bu hissiyatlarımızı daha derin bir şekilde işleyeceğiz.

1) ON YOUR HORIZON: Dinle: Soundcloud // Yeni EP haberiyle 2012'yi güzelleştirmişlerdi. Listenin olmazsa olmazı.

İlhan MİMAROĞLU Listesi (B YÜZÜ) :

1) KORHAN FUTACI VE KARA ORKESTRA: Bir Baba Indie yazarları olarak bir araya gelsek, sabaha kadar konuşup, çıkmazlara gireceğimiz tek gruptur sanırım. O bizi heyecanlandıran duyguları ifade edememe sorunu yaşıyoruz. KFKO sadece bu sene bizim için tek kelimeyle değil, mayalar müsaade ettikçe dinleyeceğimiz ender gruplardandır.

1) CEYL'AN ERTEM: Blog'da çok bahsetmemiş olabiliriz ama uzun uzun dinlediğimiz, keyif aldığımız Ütopyalar Güzeldir'i bu listeye koymamak olmazdı.

1) KIRIKA: İçimizdeki o gavur rakı ağacının tek sebebi olduklarından dolayı kendilerini kutlama mahiyetinde listeye aldık. Teşekkürler Kırıka...

1) JEHAN BARBUR: Sarı albümü 2012'de dinlediğimiz en naif albümdü. Eskiden ve Bülent Ortaçgil şarkısı olan Dalyan Deltası çok ayrı ve güzel şeyler hissettirdi bize...

1) EDİZ HAFIZOĞLU: 2012'de en çok dikkatimizi çeken müzisyen oldu. Bu listede Ediz Hafızoğlu gibi müzisyenlere her zaman yer olacaktır.

1) FLÖRT: Anadolu Beat albümü ile bir çok şey anımsattı bizlere. Dijitalleşmenin yapaylaşmaya ittiği hayatlarımıza çok güzel göndermeler yaptılar. Kayıt türüyle, şarkı sözleriyle, klipleriyle onların gitmeye çalıştığı yoldaki çabalarının takdir edilmesi gerektiği kanısındayız. Güzel düşüncelere sahip bu adamları her zaman sevip, korumamız, yüceltmemiz lazım.

1) MOR VE ÖTESİ: 2012 tam biterken beklediğimiz güneşin hikayesini anlatan bir albüm ile karşımıza çıktılar. Mor ve Ötesi'ne ayrı bir yazıda değerlendirme yapmak istiyoruz. Buradaki yorum bir giriş mahiyetinde olsun. Çünkü; Mor ve Ötesi'nin şahsen benim hayatımda özel bir yeri vardır. Dünya Yalan Söylüyor albümündeki o kırılım garip bir şekilde yükseliş ve alçalış moduna sokmuştu. Büyük Düşler'de eskiye özlem vardı. Güneşi Beklerken'de ise Mor ve Ötesi bize "Bizimde eskiye dair özlemlerimiz var ama Güneşi Beklerken'i bir kez dinleyin" diyerek bize bence kendi kariyerlerinin en iyi albümlerini sundular. Daha detaylı analizi paylaşacağız; zira o özlenen Mor ve Ötesi bu listede olmalıydı. Öyle de oldu.

1) ASFALT DÜNYA: Her biri ayrı ayrı yetenekli adamlardan oluşan adamlardan oluşan Asfalt Dünya, ikinci albümleri Büyük Yollar ile bizlere 2012'ye dair hatırlanacak bir şeyler bıraktı. Devam eden yıllarda da sık sık hatırlayacağımız için bu listeye koymadan edemedik.

1) GENÇ OSMAN: Mavi Sakal'dan bildiğimiz, sevdiğimiz Genç Osman bize Gökyüzü Masmavi diye bir hatırlatmada bulunmak için geri döndü. Sahi kaosun içinde gökyüzünün rengini unutmuştuk. Bize bunu hatırlatan Genç Osman'ı da listeye dahil ediyoruz.

1) REPLİKAS: Replikas'ın bu listede olması tamamen kendi insiyatifimdir. Biz Burada Yok İken albümü yeni şarkılar bekleyen dinleyiciyi ters köşeye yatırdı. Neyse ki albüm güzel olunca kimsenin doğrudan bir itiraz olmadı. Bir Baba Indie olarak 2012'de en unutamayacağımız olay Replikas ile aramızda yaşanan diyalogdur. Özgürce yazı yazmanın kutsallığına inanırken, özgürlüğün "Profesyonel" çizgiler ile çizildiği ortamların varlığından haberdar olduk. Bir Baba Indie kendi halinde bir müzik blogudur. Ne daha fazlasıdır, ne de daha eksiği... Bir Baba Indie yazarları olarak inandığımız şeyleri yazmaya devam edeceğiz. Bu yüzden bu inandığımız değerler ile tüm kırgınlıklarımızdan sıyrılıp, objektif olarak baktığımızda, bu albümün bu listede olması gerektiğine karar verdik.

***

Son olarak geçen sene belirttiğimiz gibi bunlar sadece bizim her gün bir kere dinlediğimiz isimler... Bu listenin, özellikle A Yüzü'nün çok daha büyümesi, gelişmesi lazım. Burada bize düşen görevin bir benzeri sizlere de düşüyor. O yüzden bizim unuttuğumuz, göremediğimiz isimler varsa mutlaka paylaşınız. Bizim kapalı olan gözlerimizi açınız.

Hiçbir şeyi kurtaramayabiliriz, çözemeyebiliriz ama çok güzel müzikler dinleyebiliriz. Belki de yapabileceğimiz en iyi ve en doğru şey bu.



  

21 Aralık 2012 Cuma

KFKO: Kusursuz Bir U Dönüşü (Konser ötesi...)

Vincent Van Gogh - Sien "Sorrow"

Bu bir konser yazısı olabilir mi bilmiyorum. Yazının sonunda belki buna karar verebilirim. Dün 02:00'de eve girdiğimde Pavurya'yı söyleyerek uykuya daldım. Sabah 06:45'de yine Pavurya söyleyerek uyandım. Hala yazıyı yazarken Pavurya dinliyorum; zira Pavurya albümü çıktığından bu yana Aç Aslan, Ayin, Niye?, Duvar ve önceki albümden Abrakadabra, Geleneksel Mahşer Günü, Sien, Zor İşler, Ağlayamam Ben; son olarak DANdadaDAN'dan Kara Araba, Cenaze, Aydınlıklar'da kafamdaki playlistte repeat mod halinde çalmaya devam ediyorlar. 

Ediz Hafızoğlu: "Oğlum bizim şarkılar çok güzel lan" (Ayin'i çaldıktan sonra...)

Ediz Hafızoğlu'nun bu mütevazi yorumuna daha sonra geleceğim. Ondan önce şunu belirtelim; dün konsere hava muhalefeti nedeniyle gelemeyen çok kişi oldu. Buna rağmen o kar, soğuk ve insanın yüzünü kavuran rüzgara rağmen Ghetto'ya varabilen şanslı insanlardandım. Oraya ulaşmanın getirdiği başarmışlık ve kapıdaki konser afişiyle buluşma hissi tarifsizdi.

Kara Orkestra'nın bir kişi eksik başlayacağını içeri girdiğimizde anladık. Sahnede Özün Usta'ya ait perküsyonlar yoktu. Onun yokluğunda şarkılar nasıl olacak diye kafamda Özün Usta'yı mikser üzerinde Mute tuşuna basarak susturdum. Bir türlü kafamda "olabilir aslında" diyemedim. Ta ki konserdeki o kusursuz performansta Özün Usta yok ama buna rağmen çok güzel diyebilene kadar.

Konser Pavurya ile başladı. En son One Love'da izlemiştim. Oradaki bir takım zihinsel problemlerden dolayı konserin tadını çıkartamamıştık. Bu zihinsel problemlere ek olarak ses düzeninin kalitesizliği o gerçek performanstan KFKO'yu uzaklaştırmıştı. Pavurya ile konsere başlarken ses düzeni ve ortadan kaldırılan bu zihinsel problemler ile seyirciye buluşmaya hazır hale getirilmiş o kutsal buluşma anını yaşamaya başladık. Konserde herkesin zaman zaman kendinden geçtiğine, sarhoşluğu dibine kadar yaşadığına tanık olduk. 

Fernando Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı'nda şöyle bir cümle kuruyor;

"Bir insan sadece sarhoşken iyi yazabiliyorsa, sarhoş dolaşsın. "Karaciğerime kötü geliyor" derse, "Karaciğeriniz neymiş ki?" derim. "Ömrü sizinkiyle sınırlı, ölü bir şey; oysa yazabileceğiniz şiirler yaşayacak, herhangi bir şeyle sınırlı olmaksızın."

Dün Ediz Hafızoğlu ve Görkem Karabudak sahnede rakı içerken çok keyifliydiler. Ediz Hafızoğlu'nun rakıya düşkünlüğünü biliyoruz. Şimdi bu keyfiyetini düşününce aklıma Fernando Pessoa'nın cümleleri geldi. Evet bu sağlık durumunu tehdit edecek boyutu ve bu adamlara ya da başka her hangi bir insana zarar verecek boyuta bir gün getirecek olması beni korkutsa bile Fernando Pessoa'ya bu düşüncelerden dolayı hak vermekten kendimi alıkoyamıyorum. Ediz Hafızoğlu ile ilgili daha önce düşüncelerimi çoğu kez paylaşmışımdır. Dün Ayin başta olmak üzere diğer şarkılardaki performansı ile resmen hepimize eve dönüş yolunda "Yok böyle bir adam. Ne diyeceğimi bilmiyorum. Daha ne kadar iyi çalabilir." gibi bir sürü cümle kurdurttu. Bu dünya da öylesine varolmadığımızı ispatlayan şeyler bunlar. Fernando Pessoa, Vincent Van Gogh, John Fante, Johann Sebastian Bach, Edward Hopper, King Crimson, Franz Kafka, KFKO...!

Aç Aslan gecede en çok beklenen şarkılardan biriydi. Muhtemelen konserden önce herkes "Aklım Burada Kalıyor" sözlerine eşlik etmek için kendini hazırlamıştır. Biz kapanış şarkısı olarak çalınabileceğini düşünmüştük ama öyle olmadı. Şarkıyı normal halinden farklı çaldılar. Bu biraz sürpriz oldu. İnsanlar genellikle alıştıklarının dışında bir şeyle karşılaştığında orta noktada karar veremezler. Hep kesinlik ve iki düşünce arasında tam zıtlık vardır. Bir taraf süper, mükemmel derken diğer taraf kötü, berbat diyerek kestirip atar. Aç Aslan'ın bu hali belki riskti ama bu risk inanın oradaki hiç kimsenin umurunda değildi. Olsaydı bile herkesin ortak reaksiyonu şu olurdu. "Aç Aslan olağanüstü olmuş!" 

Konserde neredeyse her şarkıda bol bol doğaçlama yaptılar. Doğaçlama yapabilmek sadece müzikal kabiliyetlerle olabilecek bir iş değildir. Özellikle böyle duygularla, başka boyutlarda müzik yapıyorsanız hislerinizi ve ruh halinizi o söz konusu müzikle bir araya getirerek, senkronize bir şekilde, ruhani bir zirvede buluşturmanız ve insanlar üzerinde sarhoş bulutlar gibi dolaştırmanız gerekir. Örneğin Barlas Tan Özemek şarkıdan kopsa ve durumu toparlamak için xyz gamından bir solo atsa, efekt pedallarıyla noise yaratarak doğaçlamaya yapsa bile kurtaramazdı. O anlarda tüm grup üyeleri yapması gereken tek şeyi yapıp, sadece o buluta erişmeyi amaçladılar; ve bunu her defasında kusursuz bir şekilde başardılar. Bunun en güzel örneğini Sien'i çalarken gösterdiler. Sien normalden herhalde 3-4 dakika daha uzun sürdü. Korhan Futacı elinde mikrofonu ile içindeki Vincent Van Gogh'a seslendi "Anlat bize sen anlat" dedi. Vincent Van Gogh'un ruhu bu çağrıya kayıtsız kalmadı ve Korhan Futacı'nın bedenine girdi. Bize "Sien" ile ilgili sürü şey anlatı. Tek kelimeyle şarkının zaten kendine has ahengi ile kendimizden geçmişken "absent göllerinde uçan balıklarla yüzen" insan kafasına eriştik. Zira diğer şarkılarda aynı etkiyi Barlas Tan Özemek (Abrakadabra), Gökhan Şahinkaya (Aç Aslan), Görkem Karabudak (Duvar) ve tabi Ediz Hafızoğlu'da (Ayin ve Merdiven) fazlasıyla hissettirdi.

Konser gerçekten benim adıma tarifsizdi. Daha önce Bir Baba Indie'de neden KFKO için özel bir yazı yazamıyoruz diye konuştuk. Albüm çıktı, konserlere gittik. Ne yazabiliriz diye aramızda fikir alış verişi yaptık. Adamlar çok iyi demekten başka bir şey gelmedi aklımıza. Çok iyi diye blog yazısı mı olur? Olmaz diyerek hep erteledik. Bu gün hazır iki cümleyi bir araya getirebilmişken bir kaç şey yazabildim; nihayet! Yine de yazı uzun diyenler olur diye özet geçeyim.

"Adamlar çok iyiden bile iyi!"

Ortadan kırık zamanda, kurumayan darağacında bana son isteğimi sorarlarsa bir kere daha KFKO dinlemeyi ya da grupla sahnede bir köşede, herhangi bir enstrüman çalarak bir nota ile eşlik etmeyi isterdim. 

Ediz Hafızoğlu'nun başta yazdığım sözleriyle fazla mütevazı olduğunu belirtip, konser ile ilgili tek eleştirimi bu şekilde yaparak yazıyı sonlandıralım. 

Öbür Dünyanın Krallarına...! 

İtiraf değerinde Not: Kapıdaki konser afişini ben çaldım. Affınıza sığınıyorum.

(...)

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Bir Örgütü İfşa Ediyoruz!

Fotoğraf http://www.tramvayduragi.com 'dan alınmıştır.

Korhan Futacı, Feryin Kaya, Özün Usta, Berke Can Özcan, Görkem Karabudak, Ediz Hafızoğlu, Gökhan Şahinkaya, Barlas Tan Özemek, Burak Irmak, Tamburada, DANdadaDAN, Kujo, Korhan Futacı ve Kara Orkestra, Konstrukt, 123, Yasemin Mori, Naapjazz, Histeri Çalışmaları, Kolektif İstanbul, Kırkaltı, Çilekeş, Bubituzak, Korhan Argüden-Özün Usta-Umut Çağlar Trio, Dinar Bandosu ... 

Yukarıda saydığım isimler ve bu isimlerin birinin ya da bir kaçının içinde olduğu gruplar bildiğiniz bir örgütü oluşturuyor. Bilinmeyen (en azından benim bilmediğim) biri tarafından dünyanın en verimli toprağına ekilen bir bir ağaç gibi... Bu ağaçta yetişen birbirine benzeyen ama her birinin tadı birbirinden farklı olan yaz-kış meyve veren bir ağaç. 

Bu adamların bir araya gelmesi nasıl oldu hiç bilmiyorum. Eğer bir gün birine rastlarsam mutlaka sorup öğreneceğim. İçlerinde olduğu projeleri güzelleştiren, anlamlar katan ve yıllarca unutulması zor işler yapıyorlar. Kendileri ve birlikte çalıştıkları kim olursa olsun bir araya geldiklerinde birbirlerini o kadar iyi tamamlıyorlar ve besliyorlar ki, ortaya çıkan şey hep dinlediğinizin en iyisi oluyor. 

Mesela; Feryin Kaya. İlk Dinar Bandosu'nda duydum; sonra DANdadaDAN'da; sonra 123. Kendi müzik hayatıma bakınca ne kadar gereksiz şeylere kaygı duyduğuma inandım. Birden fazla grupla çalışınca kendi müzisyenliğim/duygularım körelir mi diye düşündüğüm çok oldu. Düşüncemde haklı olabilirdim belki; ama burada ayırt edilmesi gereken şey bu adamların mental açıdan kendilerini çok üst düzeye getirmeleri. Bu adamlar  hangi ortamda, hangi projede, hatta evrendeki başka bir gezegende, başka türlü canlılarla bir araya gelip müzik yapmaları gerekse bile, birbirlerini besleyip, yine harikalar yaratabilirler.

Sadece müzikal anlamda bir arada olmadıkları basit bir araştırmayla ortaya çıkabiliyor. Korhan Futacı Yasemin Mori'nin son albümünün hazırlanmasına etkin rol aldığını biliyoruz. Aynı şekilde Kırkaltı'nın Güz Bulutları klibinde eli var. Aynı şekilde Kırkaltı'da Görkem Karabudak'ın vokal olarak katkı sağladığı, geçen sene Ediz Hafızoğlu'nun editörlüğünü yaptığı Drum'n Bass dergisi ekinde albümün hediye olarak dağıtıldığını  ekleyelim. Peki Kırkaltı'nın gitaristi kim? Barlas Tan Özemek!  

KFKO'yu oluşturan adamlara bir bakalım. Korhan Futacı'nın hemen yanına, en baştan beri bir kaç projede yer aldığı Özün Usta'yı ekleyin. Sonra Çilekeş'ten (Histeri Çalışmaları) bildiğimiz Görkem Karabudak'ı klavye ve Gökhan Şahinkaya'yı bas gitara koyun. Kırkaltı'dan Barlas Tan Özemek'i gitarlara, Kolektif İstanbul'dan Ediz Hafızoğlu'nu Davul'a koyun. Alın size orkestra... 

DANdadaDAN dağıldığında hepimiz hayal kırıklığı yaşamıştık. Hala da etkileri vardır; ama sonra durup düşününce hayal kırıklıklarım hafifledi. Gruptan Korhan Futacı'yı çıkartınca geriye Feryin Kaya, Burak Irmak ve Berke Can Özcan kalıyor. Onların üzerine Dilara Sakpınar'ı koyunca ise ortaya 123 çıkıyor.

Şöyle yapalım bir de... DANdadaDAN'ın elemanlarını alalım. Üzerine Tansu Kamer ve Özlem Şimşek'i ekleyelim. Bakın şimdi de Tamburada oldu. 

Uzun zamandır bu yazıyı yazmak için kafamda düşüncelerimi toplamaya çalışıyordum. Bugün, bu sefer yazacağım diyerek bilgisayarın başına oturdum. Kafam çok karıştı. Kim nerede, kiminle çalmış, ne yapmış, ne çalmış soruları içinde kayboldum. 

Diyeceğim şudur ki; yukarıdaki adamların ismini bir projede görürseniz mutlaka açın dinleyin. Türkiye'de gerçekten iyi ve kaliteli müzik yapılıyor. Bazen sadece görüleni görüp aşağılamak, yerin dibine sokmak kolay olabiliyor. Görmek, görebilmekte ayrı bir çaba ve emek gerektirir. Ressam olabilmenin en önemli faktörü sadece güzel çizebilmek değildir. Çizmeden önce tüm detayları en iyi şekilde görebilmektir. Biz dinleyen kesimin de bir ressam edasıyla görme yeteneğimizi geliştirmemizde fayda var.

Benim orkestram:

Korhan Futacı - Saksafon
Ali Güçlü Şimşek - Elektrik Gitar
Feryin Kaya - Bas Gitar
Burak Irmak - Klavye
Ediz Hafızoğlu - Davul

Bir örgütü ifşa ettik.

Şimdi onlar düşünsün!

Artık onlar nereye biz oraya.

Haydi Bre!

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Efes Yok One Love Yalan

Softa | www.myspace.com/thesofta
Gönül isterdi ki buraya festivalin ne kadar eğlenceli geçtiğinden, grupların güzel performanslarından falan bahsedelim. Tüm festival boyunca sadece gerilip gerilip kendini sakinleştiren insanlar vardı. Dişlerini sıkan insanların bu hafta bol bol diş kliniklerini dolduracağını iddia edebilirim. 

Cumartesi gününe kadar bir takım problemlerden dolayı biletimi almamıştım. Sevdiğim ve şiddetle dinlemek istediğim gruplar Cumartesi günü çıkıyorlardı. Tek günlük bilet alıp, güzel bir Cumartesi günü geçirmek istiyordum. Saat 16:00 civarında Taksim Halep Pasajı'nın önüne geldiğimde bir takım söylentiler dolaşmaya başladı. "Kapı girişinde olaylar varmış. Dikkat et!" Teknolojiden yararlanıp, telefondan sosyal medya ve son dakika haberlerine bakınca sadece söylentiden ibaret olduğunu anlamam geç olmadı; ama beklenti hep bu olayların olma ihtimali üzerindeyken gerilmemek mümkün değildi. Biletin parasını ödediğimde ise One Love'ın açıklaması geldi. "Alkol Satışı YASAK!"

Gerginliğimiz had safhaya ulaşmıştı. AKM'nin önündeki servis alanına yürürken resmen nefretle doldurmuştuk kendimizi. Ruh halimiz çoktan festival düşüncesinden uzaklaşmış, tamamen olası bir şiddete karşı hazırlık çalışmalarında gibiydik. Servis alanına gittiğimizdeki insanların ruh hali bizimkinden farklı değildi. Bir sürü insan  Replikas'ı, Kaiser Chiefs'i, Damien Rice'ı falan konuşmuyordu. Tüm konuşulanların özetinde "YASAK" mevzusu vardı.

Eyüp sınırlarına girdiğimizde "İçki Bütün Kötülüklerin Anasıdır" pankartıyla karşılaştık. Santralİstanbul'un çevresinde elleri taşlı, sopalı bir grup insan bekliyordum. Zira onların yerine kapının önünde 7,5 TL'den bira satan seyyar satıcılar ve bira içen bir sürü insan vardı. Üzerimizdeki savaşa gidiyoruz psikolojisi bu görüntüyle biraz dağılmıştı. 

Replikas ve Softa'yı kaçırmak istemiyorduk. Ezan saati sebebiyle konser programı değişmişti. Bir an önce içeri girme telaşıyla uzun kuyruğun sonunda yerimizi aldık. Etraftaki bez afişlerin üzerindeki "Efes" yazılarının üzeri kapatılmıştı. Alkol yasağı getirildiğine dair yapılan açıklamanın üzerinden çok uzun bir zaman geçmemesine rağmen organizasyon yetkilileri çok kısa sürede alkol yasağının nedenini açıklayan yazıları print edip her yere yapıştırmışlardı. Belli ki açıklamadan saatler önce alınmış bir karardı. Öyleyse bu son dakika  açıklamasını çok manidar bulduğumuzu söyleyebilirim.

Sırada beklerken One Love ile ilgili röportaj yapan muhabir ve kameraman sıradakilerin düşüncelerini alıyordu. Önümüzde sırada bekleyen kıza festival ile ilgili düşüncelerini sordu. (Diyaloğu yazsam daha iyi olacak.) 

Muhabir: Bu seneki One Love ile ilgili neler düşünüyorsun? Eğlenceli olacak mı?
Kız: Evet! Geçen senelerde de gelmiştim. Gerçekten çok eğlenmiştim. 
M: Harika. Bu seneki gruplar için neler söylemek istersin. 
K: Gruplar çok iyi. Fakat bu YASAK biraz moralleri bozdu.
(Röportajı kestiler)
M: Yaağğ! Ama böyle söylersen yayınlayamam ki! 
K: Hmm tamam o zaman.
M: Peki baştan alıyoruz.
K: Ok.
M: Bu seneki One Love ile ilgili neler düşünüyo... bla bla bla...

Tam olarak bu komik röportajın devamı yapmacık cümleler ile sona erdi. Üzerine söyleyecek çok fazla bir şey yok sanırım. 

İçeri girerken çantalarımızı aramak istediler. Haklıydılar. Çantamızın içinde yanıcı, kesici aletler, uyuşturucu maddeler vs. her şey olabilirdi. Zira çantayı açıp bakan güvenlik görevlileri "Alkol var mı?" diyerek açıp baktı. Demek ki çantamdaki diğer zararlı maddelerin olması çok önemli değildi. Alkolün bu diğer unsurlardan daha zararlı olduğunu anladığım anlar tam olarak o anlardı. 

Korhan Futacı ve Kara Orkestra | Soundcheck
Kapıdan girince doğrudan ana sahneye Replikas'ı izlemeye gittik. Sahne bomboştu. En öne kadar gidip iki şarkı dinledik. Sonra Softa'yı izlemek için Filtresiz Sahne'ye doğru yöneldik. Oraya gitme amacı biraz daha farklıydı. Softa'nın vokali Ece Twitter'dan program değişikliği ile ilgili sitemini dile getirdi. Bu alkol yasağı muhabbetinin döndüğü günden bu yana açıkçası en çok üzüldüğüm şeylerden biri müzisyenlerin ruh halleriydi. Onların içten içe bu duruma çok içerlediğini tahmin etmek çok zor değildi. Bu yüzden Replikas'a oranla daha duygusal yaklaşacaklarını tahmin ettiğim Softa'nın yakınında olmayı daha çok istedim. Sahne önü kapıların geç açılması nedeniyle neredeyse boştu. Normal programa göre Ece Replikas'la da sahneye çıkacaktı. Ezan okunmadan önce son şarkılarını söylemeleri istendi. Zaten moralleri alt üst olan grup daha çok gerildi. Ece "Sanki son şarkı değil son konsermiş gibi hissediyorum." diyerek tepkisini dile getirdi. Softa Oyun'u çalarak sahneden indi. O müthiş enerjileri ve çılgınlar gibi insanları eğlendiren Softa bambaşka haldeydi. Onlar indiğinde ana sahneden Replikas "Ateşte yanan şeytanı defet. Defet ki değmesin ellerimize" diyerek DAYAN diyordu. Replikas sahneden inerken ezan okunmaya başlamıştı. Hayatımda ilk defa ezana tepki gösteren bir toplulukla karşılaştım. Bir önceki yazıda belirtmek istediğim şey tam olarak buydu. Kendi dünyanıza uygun olmayan bir düşünceyi eleştirirken bu şekilde zorla direterek, karşıt düşünceye kendi düşüncenizin haklılığını ispatlamanız mümkün değildir. Aksine daha çok tepki çeker, nefret doğurursunuz.

Bu ülkenin hatta tüm dünyanın çirkin yüzü siyasiler o gün amacına ulaştılar. Tıpkı geçmiş yıllarda olduğu gibi... Bu ülke üzerinde yaşan bir çok çeşit görüşe sahip insanları tek tipleştirme çabaları ya da bu çok çeşit insanları çatıştırarak siyasi çıkar elde etme amaçlarına başarıyla ulaştılar. Daha misyonlarını tamamlamadılar. Bu onlar için daha başlangıçtı. Yasakların devamı, ardı arkası kesilmeyecek. Mesela o gün orada bira içmek değildi. Bira içsemde içmesemde ben o gün Replikas'ı, Korhan Futacı ve Kara Orkestra'yı dinlesem yine mutlu olurdum. O gün orada olan şeylerin özeti cekmekaset.com'un  "One Love Sıfır Promil" yazısında gizlidir.  

Mesele, çok değil, bir gazete, bir belediye başkanı ve galeyan konusunda "başarıları" tescilli halkımın mıknatıs gibi çekilmeleriyle başlayan orta çapta bir tepkinin 11 yıllık bir geleneği sadece 4 gün içinde bitirmesi. Mesele, bu gözdağının verilmesi, bu güç gösterisinin yapılması. O kadar güçlüler ve o kadar güçsüzüz ki, "Biz izin verdiğimiz kadar buradasınız" diyebiliyorlar. 

O gün ile ilgili unutmayacağım son kareler Korhan Futacı'nın sahneden indirilirken! "Elimizden hiçbir şey gelmiyor" hareketiydi. Aynı hareket Furkan'da (Softa), Gökçe'de (Replikas) ve diğer tüm müzisyenlerde de vardı. İzlediğim tüm gruplardaki bu moral bozukluğunu kalben, derinden hissettiğimi samimi şekilde itiraf etmek isterim. 

Ediz Hafızoğlu | edizhafizoglu.com

Çok ayrı bir parantezi Ediz Hafızoğlu için açmak istiyorum. Son dönemlerde yakından takip edip, etkilendiğim ender müzisyenlerden biridir. Çok iyi bir davulcu olmasının yanı sıra, insanlara ve müzisyenlere yaklaşımı, sahne duruşu ve içinde olduğu projeler (Drum'n Bass, Kollektif İstanbul, Serbest Müzisyenler ve Yapımcılar Derneği, Kara Orkestra) ile örnek bir sanatçı karakterine sahip. Müzik adına, sanat adına ne varsa yapma azmine hayran olduğumu söylemek istiyorum.

Kolektif İstanbul | Fotoğraf: Eren Karacaoğlu
Ayrıca Kolektif İstanbul'a o gergin ortamı yumuşatıp bizi fena halde eğlendirdiği için çok teşekkür etmemiz gerekir. Richard Laniepce'nin sempatik tavırlarına mest olduk. Bu hayatın her köşesinde mutlaka olmaları gereken insanlar.

Festival dışında yazdığım yazılar için affınıza sığınıyorum. Bu ülkedeki ve diğer tüm ülkelerdeki sanatçılara  ve tüm halklara Victor Jara cesareti diliyorum. 

(...)