Neue Zeitschrift für Musik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Neue Zeitschrift für Musik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2012 Salı

Röportaj | DRAMA

Drama
Robert Schumann'ın hayatını okurken "Neue Zeitschrift für Musik" kısmından çok etkilenmiştir. Editörlüğünü yaptığı süre içerisinde Brahms ve Chopin gibi isimleri müzik dünyasına tanıştırmasına hayran olmuştum.Hayranlığımı tetikleyen şey Robert Schumann'ın bunu 1800'lü yıllarda başarıyla yapmasıdır. Şimdiki zaman gelince böylesine bir iş çıkarmanın başarısı tartışılmaz. (bkz. Neue Zeitschrift für Musik Üzerine # 1)

Röportaj sözcüğünün ilk anılmasının üzerinden uzun bir süre geçti. Bu sözcüğü çok fazla ince eleyip, sık dokuduk. Nasıl olması gerektiği konusunda sürekli paylaşımda bulunduk. Ara ara bu fikri hep rafa kaldırsak bile hep gözümüzün önünde raftan ineceği günü bekledik. Bugün bu fikri raftan indirdik. Kendi inandığımız değerlere, müziğe bakış açımıza ve samimiyetine inandığımız herkese yer vermeyi düşündüğümüz röportajların ilkini Drama ile gerçekleştirdik. 

Drama, uzun süredir takip ettiğimiz bir grup. Daha önce Bir Baba Indie'de Kertenkeleler olarak çok sık bahsettik. İsim değişikliğinin ardından hem geldikleri noktayı, isim değişikliğini, savundukları değerleri, müziğe bakış açılarını paylaşmalarını istedik. 

Drama ile yaptığımız röportaja geçmeden önce belirtelim. 15 Mart / Perşembe Günü, Saat 21:30'da Dunia'da sahne alacaklar.

Soru:Dunia'ya Nasıl Gidilir? /Cevap: Kadıköy Rexx Sinemasının sokağından girip, biraz ilerlediğinizde sol tarafta görebilirsiniz. / Google Maps olarak göster > [ http://g.co/maps/bp8x5 ]



***

Bir Baba Indie / Röportaj 
DRAMA 


***

Bir Baba Indie Sordu: 
Roxy Finallerinde, Kertenkeleler ismini ilk duyduğumda, altından Indie/Deneysel bir grup çıkacağını aklımdan hiç geçirmemiştim. İlk izlenim olarak daha Punk ya da çağımızın hastalığı Alternatif Rock (neyin alternatifi anlamadım hiç) grubu bekliyordum. İlk izlenim ve ilk dinleme arasında çok sert ve hızlı bir geçiş yaşadım. Sanırım size olan beğenimde bu geçişin çok ciddi etkisi var. Bu ismin yaptığınız müziğin üzerinde nasıl bir etkisi vardı? Aynı şekilde Drama'nın da müziğinizle olan bağı nedir? Sizde nasıl imgeler oluşturuyor?

Drama Cevapladı: 
İsim olarak Kertenkeleler'in oluşum süreci gerçekten çok ilginçti. Kadıköy'ün samimiyetinden doğmuştu diyebiliriz ve ne kadar sevimli dursa da bir şeyler ürettiğiniz halde içinde sürünceme halini barındıran bir hüznü olduğunu düşünmüştük. İsim üzerine çok kafa patlatmamıştık. Esasında pek önemli olduğunu düşünmüyorduk Bu, tabii ki, bizim bakış açımıza göre böyle. Ama zamanla, sizin de dediğiniz gibi, ismin yanıltıcı olduğunu farkettik. İnsanlar eğlenceli ve çılgın bir şeyler beklerken bizim yaptığımız müziğin ve yapmaya çalıştığımız şeyin bununla hiç bir alakası yoktu. İçinde daha çok bir kurguyu barındırarak, gerçekte yaşananlara bir gönderme yaptığımız için Drama'yı daha uygun gördük. Müziğin hissiyatı ve insanlar üzerinde yaratmak istediğimiz o etkileşimli durumunu doğru şekilde karşılayan bir isim olduğunu düşünüyoruz.

Bir Baba Indie Sordu:  
Drama (Kertenkeleler) olarak hemen hemen tüm yarışmalarda isminizi görüyoruz. Yarışmalarda yer alma isteğinizin sebebi nedir? Sonuçta bir klişe olarak beynimizin bir köşesinde, içtenlikle yaptığımız bestelerin, duygularımızı ifade ettiğimiz şeylerin, bu sadece müzik değil, diğer tüm sanat dallarıyla bağlantılı olarak başka sanatçıların eserleriyle yarıştırılması, kıyaslanması, bir birinci seçilmesi ve diğerlerinin onun altında "kötü" kalıbıyla değerlendirilmesini adil buluyor musunuz? Sizden gelecek cevabın aşağı yukarı ne olduğunu tahmin ediyorum ama ben yine sormak istiyorum. Yarışmalar olmasa yaptığımız müziğin sergilenmesi biraz daha teferruatlara ve şanslara bağlı olarak gelişecek bir şey. Drama'yı (Kertenkeleler) daha fazla tanıtmak, hayatınızın geri kalanına tamamen müziği yerleştirmek için mi istemeye istemeye bu yarışmalarda yer alıyorsunuz? Yoksa tamamen bir başarı hırsına mı sahipsiniz?

Drama Cevapladı:  
Esasında duruma o şekilde bakan insanlar değiliz. Daha çok insana ulaşabilmek ve farklı müzisyenlerle bir kıyaslama düşünmeden etkileşim haline girmek adına kısmi bir desteği oluyor yarışmaların. Sanatın yarıştırılması gibi bir düşüncenin zaten çok doğru olduğunu düşünmüyoruz. Dolayısıyla yarışmaların getirdiği şöyle bir fırsat var; o da diğer müzisyenlerle bir araya gelip tartışmak, paylaşmak, birebir diyalog içerisine girebilmek.

Bir Baba Indie Sordu:   
Kertenkeleler isminden Drama'ya evrilme sürecini biraz anlatır mısınız? Sizi isim değişikliğine iten şeyler nelerdi? Kertenkeleler'in ilk gününden bugünün tarihine kadar olgunlaştığınız noktalar ve mentalite olarak sizi farklı yönlere iten şeyler neler oldu? Bu isim değişikliği altında bir  Marka Değeri Kaygısı var mı? Yoksa tamamen bir takım mental değişiklikler mi yaşadınız?

Drama Cevapladı:   
Dediğimiz gibi ve senin de karşılaştığın durum gibi, Kertenkeleler isminin insanları yanıltan bir tarafı vardı. Bir imaj kaygısından daha çok, etki etmesini istediğimiz duygu durumunu desteklemiyordu. Açıkcası Marka Değeri Kaygısı doğru bir tabir değil, çünkü pazarlanacak bir ürün sunmuyoruz. Bütün parçalarımız ve çalışmalarımız bireysel yansımalarımızdır. Grubun mental stabilitesinde herhangi bir değişiklik söz konusu değil .:)

Bir Baba Indie Sordu:    
Sahnede çok içten durduğunuzu düşünüyorum. Biz müzisyenlere ya da olmaya çabalayanlara hep şu lanse edilir. Sahnede biraz hareketli ol, eğlendiğini belli et vs. Tabi ki asık suratlı, soğuk durmaktan bahsetmiyorum ama olmayan bir şeyi de sahnede sergilememiz bana mantıklı gelmiyor. Doğallıktan yanayım. Eğer bir şarkı benim sağ ayağımla ritm tutarak çalmamı gerektiriyorsa çalarım, durmamı gerektiriyorsa dururum. Roxy Finallerinde mesela Duygu'da dikkatimi çeken "Öylece devam ediyoruz ortadan..." derken bir Şebnem Ferah hastalığında değildi. Daha sakin koluyla o orta yolu gösteren hareketleri vardı. Genel grup olarak da inanılmaz naif ve müziğinize odaklanmış haldeydiniz. Sahnede olma egosundan sıyrılmış, tamamen samimi bir enerji yayıyordunuz. Bu samimi ve sıcak enerji benim çok hoşuma gitmişti. Rock'n Coke'da On Your Horizon'u büyük merakla ve beğeniyle takip ettiğim için sahnenin önünde dikilip, izlemiştim. Heyecandan ve gündüz olmasından dolayı yaptıkları tarzın enerjisini yansıtmakta sorun yaşamışlardı. Hem Drama için hem diğer tüm müzisyenlerde gözlemlediğiniz Sahne Duruşu hakkında ne düşündüğünüzü merak ediyorum?

Drama Cevapladı:  
Bize ait olmayan bir ruh halini yada materyali insanlara, bırakın satmayı, ulaştırmaya çalışmak bile gözümüzü çok korkutan bir konsept. Sahnedeyken ise bu en saf halini alıyor; çünkü dinleyicilerimizle aramızdaki perdenin tamamıyla kalktığı an, o. Kayıtlarla oluşan mesafeyi performansta da devam ettirmenin herhangi bir gerekliliği olduğunu düşünmüyoruz. Sahne duruşu, uzun ve derin bir konu ama arada o mesafe yokken size ait olmayan bir şeyi ifade etmeye çalışmak seyircinin istediği şey olmayabilir. Müziğinizin ve performansınızın sizin bir parçanız olduğunu bilmeleri - dediğiniz gibi - sağ ayakla ritm tutmaya sebep olan şey. Şarkılarını dinleyip beğendiğiniz bir sanatçının konserine gidip, ona ait olmadığını hissetiğiniz şovlarla, hareketlerle karşılaşmak ne kadar sempatik olabilirdi? Müziğimizi oluştururken ve çalarken gözlerimiz kapalı, hissiyata kendini kaptırmış insanlara dönüşüyoruz. Nihayetinde, sahnedeki duruşumuzu belirleyen şey de müziğin ta kendisi oluyor.

Bir Baba Indie Sordu:  
Kadıköy'lü bir grup kendinizi lanse ediyorsunuz; zira Acıbadem'de buna canlı bir örnektir. Bu şekilde anılmak size kendinizi nasıl hissettiriyor? Neden Kadıköy? İçinde yer aldığım projelerde Düş Macunu ile Kadıköy'lü bir grup olarak inanılmaz haz duyuyordum. Diğer projelerimde uzun süre Taksim'e gidip-gelmek zorundaydım. Şimdi kaku.revolution ile Kadıköy'den beslenen biri oldum. Kadıköy'ün, Kadıköy'lü olmanın bir ayrıcalık ve keyif verdiğini düşünüyorum. Sizinde görüşlerinizi merak ediyorum. 

Drama Cevapladı:  
Aslında hiçbir durum insana ayrıcalık katmamalı diye düşünüyoruz. Ayrıcalıklar insanları bir yerlere hapsedebilir ve kısıtlayabilir; ama tabi, doku olarak yaşadığın yerden bir şekilde besleniyorsun ve bu insanı şekillendiren şey haline geliyor. Yani buradaydık, buradan beslendik ve ilk burada yaşayan insanların desteğini gördük. Kadıköy'ün tabii ki anlam dünyası çok samimi ve güzel.

Bir Baba Indie Sordu:  
Şarkı sözleri açısından Drama nelerden beslenir? Sözleri kim yazıyor bilmiyorum; ama grubun hemen hemen her buluşmasında konuşulan konuların, kaygıların, hayallerin etkisinde yazıldığını düşünüyorum. Sözler gruptaki herkesin savunduğu değerler ve bakış açılarını yansıtıyor mu yoksa sadece söz yazan kişinin kendi iç dünyasının bir eseri mi?

Drama (Duygu Güven) Cevapladı 
Sözleri yazan kişi olarak soruyu sahiplendim.:) Genel olarak bir bakış açısını yansıtmaya çalışmak gibi bir durumdan ziyade, o kendiliğinden insanın yaşamına, duruşuna, ürettiği her şeye yansır zaten. Şarkı sözleri benim için şöyle bir durumu ifade ediyor; Sercan gitarını çalıyor, Barbaros basını, Semhan davulunu ve benim de enstürmanım sözlermiş gibi düşünürsek, eğer müzik benim iç dünyamda hangi sözle şekilleniyorsa o sözcükler çıkıyor ortaya. Benim iç dünyamı da şekillendiren şey bakış açım oluyor esasında. Şöyle bir şeyi de belirtmek isterim; şarkı sözlerinde kurgu yapıyorum genelde çünkü bazen müzik bana kendi yaşadıklarımla anlamlandırdıklarımdan çok, bir başkasının yaşadığı ya da yaşayabileceği bir şeyi hissettirebiliyor ve bir hikaye ortaya çıkıyor. Bir nevi empati.

Bir Baba Indie Sordu:   
İlk dinlediğimde gitar rifflerinde inanılmaz bir Post Rock havası sezinlemiştim. Grubun sosyal medyadaki tanıtımlarında sık sık Post Rock ibaresini görüyorum. Post Rock sizin için ne ifade ediyor?

Drama Cevapladı  
Müzik genre'larının kötü tanıtım olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bu bir suçlamadan çok, gözlem. Bir Jazz grubunun başka bir müzik tarzını icra etmesini ayıplayan bir etiketleme, belki. Bundan yola çıkarak, bir müzik tarzını kendimize etiketlemedik. Post Rock ve Indie gibi müzik tarzlarından çok beslendik, besleniyoruz. Müziğimize de yansıdığı yadsınamaz fakat, bu grubu domine eden bir etmen olmadı.

Bir Baba Indie Sordu:   
Yaptığınız müziğin alt yapılarını oluşturan şeyler nelerdir? Kendi içinizde oluşturduğunuz kalıplar var mı? Ek olarak; Roxy Finalleri ile ilgili Bir Baba Indie'de yazdığım yazıda bas gitarın etkin olmaması ile ilgili bir eleştiri getirmiştim. Daha sonra kendi yazdığımı okuyunca bunun biraz sert ve gereksiz olduğunu düşündüm. Bunun için Barbaros'a özür dilemek istiyorum. Haddim olmayan bir eleştiriydi. 

Drama Cevapladı   
Kalıplara bağlı değiliz. Sadece bas, davul, gitar ve vokale bağlı kalmamızı gerektiren sınırlar da yok içimizde. İleride farklı enstrümanları müziğimizde kullanabiliriz.

- Barbaros Pakar; eleştiriye ve yoruma açik biri olduğum için benim açımdan bir problem teşkil etmemişti yorumlarınız. O yüzden rahat olun lütfen. Aksine, yaptığımız müziğin kalitesi için her türlü eleştri ve yoruma açık olduğumuzu da bilmenizi isteriz.

Bir Baba Indie Sordu:  
Şarkılarınızın kayıt aşamalarından bahseder misiniz? (Kayıtları nerede yaptığınız, hangi programları kullandığınız, kullandığınız özel teknikler vs.)

Drama Cevapladı    
Kayıtlarımızın bir kısmını evde kendi imkanlarımızla yaptık. Bir kısmını da SAE'de kaydettik. Yakın çevremizden arkadaşlarımızın çok emeği geçti. Buradan da onlara çok teşekkür ederiz.

Bu arada albüm kayıtları için deneme süresindeyiz. Çok yakında profesyonel kayıtlara başlayacağız. Bu süreçte elimizdeki imkanlardan ve teknolojinin nimetlerinden yararlanmayı düşünüyoruz.

Bir Baba Indie Sordu:  
Yıllardır stüdyolara gidip geliyorsunuzdur. Stüdyolarda hem prova hem kayıt olarak beklentileriniz nelerdir?Beklentinizi karşılayan stüdyolar hangileridir? Stüdyolar hakkında neler düşünüyorsunuz?

Drama Cevapladı    
Evimizdeki rahatlığı sunabilecek, ekipmanlarıyla da bize hitap edecek stüdyoları tercih ediyoruz. İsim verecek olursak Kadiköy'deki 'Açık Sanat' en sık çalıştığımız stüdyodur.

Bir Baba Indie Sordu:   
Şimdiki zamana göre var olan organizasyonları yeterli buluyor musunuz? Sizce müzisyenlerin asıl ihtiyacı olan organizasyonların dokusu nasıl olmalı?

Drama Cevapladı   
Organizasyonlar yeterli olsa bile müzisyenlerin değil, organizatörlerin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda oluşuyor. Sanatçıların dinleyici kitlesini hedef alan organizasyonların yapılması daha doğru olur diye düşünüyoruz.

Bir Baba Indie Sordu: 
Drama dışında müzik veya müzik dışı projeleriniz var mı?

Drama Cevapladı    
Müzik yaparak hayatımızı idame ettirmemiz mümkün olmadığı için, maalesef ki, hepimiz farklı sektörlerde çalışmaktayız. Sadece müzik yapmak istiyoruz tabii ama... :)

***

Bir Baba Indie olarak Drama'ya samimiyetleri için teşekkür ederiz; ve müzik yapmaya devam ettikleri sürece takipçileri olacağımızı bilmelerini isteriz. 


22 Temmuz 2011 Cuma

Neue Zeitschrift für Musik Üzerine # 1


1834 yılında Robert Schumann tarafından çıkartılan müzik üzerine gazeteden bir görüntü. Robert Schumann gazeteye 10 yıl boyunca önderlik ederek, editörlüğünü yapmış ve müzik üzerine yayınlar yayınlamıştı.

Robert Schumann, bizim şimdi yaptığımız blog yazarlığının bir benzerini gazete çıkartarak yapmış bir dehadır. Ara sıra keşke müzik üzerine bir gazete olsa diye hayıflanmıyor değilim. Neue Zeitschrift für Musik diye bir gazetenin varlığından bi haber olduğum dönemde sık sık düşündüğüm bir düşüncedir. Hatta Bir Baba Indie'ye katılma serüvenimde bir gün belki diye kafamda tasarladığım oldu.

Gazetelerimizin popülarite ve magazinsel boyutlarına olan ilgi, alaka bu düşüncelerimi ütopik kılıyor. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki; insanların gazete alma amacında saçmalıklar var. Mesela sadece bulmaca eki için alınan, ganyan-iddaa eki veren spor gazeteleri, halkın eğitim seviyesindeki geriliğin göstergesi olarak cinsellik içerek sayfalarla dolu yüksek reytingli gazeteler var. Hal böyleyken kalkıp kime hitaben bu gazeteyi çıkartmak için girişimde bulunabiliriz? Bazen sırf bu ülkedeki insanların kendilerini geliştirmekten ürkmesi, hızlı yoldan para kazanmak uğruna git gide kapitalistlerin tuzağına düşmesi beni bu topraklardan soğutuyor. Hayatımın geri kalan kısmını yaşamak için Ege'ye kaçmayı düşünürken, sınırlar ötesine, İrlanda'ya gitme isteğim artıyor.

Gazeteyi çıkartmanın benim için bir kar amacı gütmediğini belirtmek isterim. Maliyeti her neyse, satıştan gelecek para onu karşılasın yeter. Bunu maddi konular yüzünden insanların birbirleriyle olan ilişkilerinin yapaylığından sıkılmış biri olarak söylüyorum.

***

Brahms tüm şöhretini Schumann'ın gazete yazdığı yazıya borçlu desek yanlış olmaz. Biz müzik üzerine yazı yazan bloglar olarak sanırım bloglar hayatımıza girdiğinden bu yana milyonlarca duyulmamış ismi önermişizdir. Bir Baba Indie ile ilgili olarak A Troop of Echoes önerimiz belki çok fazla kişiye ulaşmadı; ama grup üyelerinin bizim siteyi bulmaları ve tavsiyemizi görmeleri üzerine şaşırdıklarına şahit olmuştuk. 

Müzik blogları sadece konser haberleri, konser eleştirileri paylaşmamalı. Müzik üzerine farklı düşünceleri öne sürmeli, bunu okuyucularıyla paylaşmalı. Fazıl Say'ın Kültür Bakanlığına eleştirileri üzerine düşüncelerini beyan eden kaç tane müzik yazarı var? Dikkat edin. Fazıl Say'ın yorumlarından bahsetmiyorum. Genel olarak müzik eleştirisi üzerine yazılardan bahsediyorum. 

Biz müzik yazarları, olumlu ve olumsuz eleştirilerimizin odağını doğru belirlemezsek dünya üzerinde serdar ortaç ve sinan akçıl (küçük harfle yazdım dikkat ederseniz) gibi gazeteleri süsleyen "müthiş besteci", "beste makinesi" gibi absürd ve gereksiz bir çok isimlerin saçma sapan şeylerine (beste değil 'şey') maruz kalmaya devam edeceğiz. İlk serdar ortaç hayranından "Ne yani, gıy gıy klasik müzik mi dinleyelim?" gibi bir eleştiri bekliyorum.

Yazıda, hedef bir müzik tarzı yok. İnsanlar gerçek müziği dinlemeli. Gerçekten iyi niyetle müzik yapmaya çalılan insanlara destek olmalı. İnsanların müziği blok flütle Süper Baba çalmanın ötesinde göremeyen daha doğrusu daha ötesini insanlara bunu göstermeyen Müzik Öğretmenlerinden utanmalı. Müzik Öğretmenlerimiz müfredat böyle diyecektir. Müfredat nedir? Müziğe yeteneği olan bir öğrenciye Paganini dinletmemek, caz müzik nedir diye anlatmamak, enstrümanlar hakkında bilgi vermemek, müzik kültürü üzerine iki kelam etmemek midir? Müfredat bizlere sadece notaları göster dediği için yeteneği olan nice öğrencilere bu haksızlığın yapılmasına kimsenin hakkı yok. Sen öğretmen isen, öğreten yüce bir varlık isen müfredatı çiğner, ideolojilerinle birilerinin senden bir parçada olsa ilham almasını sağlarsın.

Yine eğitim sistemindeki saçmalığa değinmek istiyorum. Hermann Hesse'nin Gertrud kitabındaki Kuhn karakteri de bir müzisyen. Kuhn gençliğinde tutkulu olduğu kızın uğruna karlarla kaplı bir yokuştan kayarken ayağını ebediyen sakatlayan bir müzisyen. Kitapta sık sık akademik eğitimin kendini nasıl bunalttığını, öğretmenlerinin egolarının iğrençliğini, müzikten soğuttuğunu anlatır. Müzisyen egosu iyidir; ama bir yere kadar. Bir kaç yıl önce, belkide hala Taksim'de, Kadıköy'de bir sürü gitarla gezen genç insan görebilirsiniz. Bazı saçma Müzisyen egosuna sahip insanlar "ayy gitar çalmakta ayağa düştü" gibi kötü düşüncelere sahip olabilir. Geçenlerde ise Garaj.org'da bir ilanda grup arayan virtüöz! olduğunu iddia eden birinin egoları olmayan müzisyenler aradığını okumuştum. Müzisyenlik enstrüman çalmak kadar mükemmel bir mentaliteye sahip olmaktır. Mentalitesi zayıf bir insanın saniyede bastığı bin nota değersiz ve anlamsızdır. İşte sırf bu yüzden mental eksikliği olan, ego sahibi akademisyenler ve aksi inkar edilmeyen torpil ile konservatuarlara öğrenci alan kurullar sadece iyi birer enstrümanist yetiştiriyorlar. Akademik eğitim alarak müzik hayatında bir yere gelen müzisyenlerin, alaylı diye tabir ettiğimiz kendi kendinin öğretmeni olan insanlara karşı sergilediği sert tutumda bu mental eksikliğin göstergesidir. 

Uzun süredir üzerinde düşündüğüm Müzikal Irkçılık üzerine bir şeyler yazmak istiyorum. Batı Müziği, Türk-Halk Müziği, Hint-Müziği gibi tanımların sadece o müziğin temasını ifade etmesiyle alakalıdır. Bunu kalkıp milliyetçilik ile bağdaştırmak yersizdir. Bizim ülkemizin taşralarında, belediyelerin açtığı kurslarda çocuklara sadece Türk-Halk müziği öğreten diktatör eğitmenlere anlam vermek güç. Türk-Halk Müziğini ve bağlamayı kötülemiyorum. Müziğin kendisinin ayrıştırılmasına karşı çıkıyorum. Bu konu üzerinden ilerleyen günlerde daha detaylı bir şeyler yazacağım. 

Konumuza dönersek Robert Schumann'ın yaptığı gibi bir gazete çıkartabilmek için; önce halkın kültür seviyesinde iyileştirmelerin yapılması gerekiyor. Bu iyileştirmelerin ardından belki bir gün bizimde müzikal gazetemiz olur. Belki o zaman gerçekten müzik nedir anlayabiliriz ya da eleştiriler ışığında anlatabiliriz. 

(...)