Jack White yeni çıkacak solo albümünden ilk single'ını geçtiğimiz aylarda paylaşmıştı. White, 24 Nisan tarihinde piyasaya çıkacak olan Blunderbuss adlı solo albümden bir başka parça Sixteen Saltines'i de piyasaya sürdü.
14 Mart 2012 Çarşamba
13 Mart 2012 Salı
Röportaj | DRAMA
![]() |
| Drama |
Robert Schumann'ın hayatını okurken "Neue Zeitschrift für Musik" kısmından çok etkilenmiştir. Editörlüğünü yaptığı süre içerisinde Brahms ve Chopin gibi isimleri müzik dünyasına tanıştırmasına hayran olmuştum.Hayranlığımı tetikleyen şey Robert Schumann'ın bunu 1800'lü yıllarda başarıyla yapmasıdır. Şimdiki zaman gelince böylesine bir iş çıkarmanın başarısı tartışılmaz. (bkz. Neue Zeitschrift für Musik Üzerine # 1)
Röportaj sözcüğünün ilk anılmasının üzerinden uzun bir süre geçti. Bu sözcüğü çok fazla ince eleyip, sık dokuduk. Nasıl olması gerektiği konusunda sürekli paylaşımda bulunduk. Ara ara bu fikri hep rafa kaldırsak bile hep gözümüzün önünde raftan ineceği günü bekledik. Bugün bu fikri raftan indirdik. Kendi inandığımız değerlere, müziğe bakış açımıza ve samimiyetine inandığımız herkese yer vermeyi düşündüğümüz röportajların ilkini Drama ile gerçekleştirdik.
Drama, uzun süredir takip ettiğimiz bir grup. Daha önce Bir Baba Indie'de Kertenkeleler olarak çok sık bahsettik. İsim değişikliğinin ardından hem geldikleri noktayı, isim değişikliğini, savundukları değerleri, müziğe bakış açılarını paylaşmalarını istedik.
Drama ile yaptığımız röportaja geçmeden önce belirtelim. 15 Mart / Perşembe Günü, Saat 21:30'da Dunia'da sahne alacaklar.
Soru:Dunia'ya Nasıl Gidilir? /Cevap: Kadıköy Rexx Sinemasının sokağından girip, biraz ilerlediğinizde sol tarafta görebilirsiniz. / Google Maps olarak göster > [ http://g.co/maps/bp8x5 ]
***
Bir Baba Indie / Röportaj
DRAMA
***
Bir Baba Indie Sordu:
Roxy Finallerinde, Kertenkeleler ismini ilk duyduğumda, altından Indie/Deneysel bir grup çıkacağını aklımdan hiç geçirmemiştim. İlk izlenim olarak daha Punk ya da çağımızın hastalığı Alternatif Rock (neyin alternatifi anlamadım hiç) grubu bekliyordum. İlk izlenim ve ilk dinleme arasında çok sert ve hızlı bir geçiş yaşadım. Sanırım size olan beğenimde bu geçişin çok ciddi etkisi var. Bu ismin yaptığınız müziğin üzerinde nasıl bir etkisi vardı? Aynı şekilde Drama'nın da müziğinizle olan bağı nedir? Sizde nasıl imgeler oluşturuyor?
Drama Cevapladı:
İsim olarak Kertenkeleler'in oluşum süreci gerçekten çok ilginçti. Kadıköy'ün samimiyetinden doğmuştu diyebiliriz ve ne kadar sevimli dursa da bir şeyler ürettiğiniz halde içinde sürünceme halini barındıran bir hüznü olduğunu düşünmüştük. İsim üzerine çok kafa patlatmamıştık. Esasında pek önemli olduğunu düşünmüyorduk Bu, tabii ki, bizim bakış açımıza göre böyle. Ama zamanla, sizin de dediğiniz gibi, ismin yanıltıcı olduğunu farkettik. İnsanlar eğlenceli ve çılgın bir şeyler beklerken bizim yaptığımız müziğin ve yapmaya çalıştığımız şeyin bununla hiç bir alakası yoktu. İçinde daha çok bir kurguyu barındırarak, gerçekte yaşananlara bir gönderme yaptığımız için Drama'yı daha uygun gördük. Müziğin hissiyatı ve insanlar üzerinde yaratmak istediğimiz o etkileşimli durumunu doğru şekilde karşılayan bir isim olduğunu düşünüyoruz.
Bir Baba Indie Sordu:
Drama (Kertenkeleler) olarak hemen hemen tüm yarışmalarda isminizi görüyoruz. Yarışmalarda yer alma isteğinizin sebebi nedir? Sonuçta bir klişe olarak beynimizin bir köşesinde, içtenlikle yaptığımız bestelerin, duygularımızı ifade ettiğimiz şeylerin, bu sadece müzik değil, diğer tüm sanat dallarıyla bağlantılı olarak başka sanatçıların eserleriyle yarıştırılması, kıyaslanması, bir birinci seçilmesi ve diğerlerinin onun altında "kötü" kalıbıyla değerlendirilmesini adil buluyor musunuz? Sizden gelecek cevabın aşağı yukarı ne olduğunu tahmin ediyorum ama ben yine sormak istiyorum. Yarışmalar olmasa yaptığımız müziğin sergilenmesi biraz daha teferruatlara ve şanslara bağlı olarak gelişecek bir şey. Drama'yı (Kertenkeleler) daha fazla tanıtmak, hayatınızın geri kalanına tamamen müziği yerleştirmek için mi istemeye istemeye bu yarışmalarda yer alıyorsunuz? Yoksa tamamen bir başarı hırsına mı sahipsiniz?
Drama Cevapladı:
Esasında duruma o şekilde bakan insanlar değiliz. Daha çok insana ulaşabilmek ve farklı müzisyenlerle bir kıyaslama düşünmeden etkileşim haline girmek adına kısmi bir desteği oluyor yarışmaların. Sanatın yarıştırılması gibi bir düşüncenin zaten çok doğru olduğunu düşünmüyoruz. Dolayısıyla yarışmaların getirdiği şöyle bir fırsat var; o da diğer müzisyenlerle bir araya gelip tartışmak, paylaşmak, birebir diyalog içerisine girebilmek.
Bir Baba Indie Sordu:
Kertenkeleler isminden Drama'ya evrilme sürecini biraz anlatır mısınız? Sizi isim değişikliğine iten şeyler nelerdi? Kertenkeleler'in ilk gününden bugünün tarihine kadar olgunlaştığınız noktalar ve mentalite olarak sizi farklı yönlere iten şeyler neler oldu? Bu isim değişikliği altında bir Marka Değeri Kaygısı var mı? Yoksa tamamen bir takım mental değişiklikler mi yaşadınız?
Drama Cevapladı:
Dediğimiz gibi ve senin de karşılaştığın durum gibi, Kertenkeleler isminin insanları yanıltan bir tarafı vardı. Bir imaj kaygısından daha çok, etki etmesini istediğimiz duygu durumunu desteklemiyordu. Açıkcası Marka Değeri Kaygısı doğru bir tabir değil, çünkü pazarlanacak bir ürün sunmuyoruz. Bütün parçalarımız ve çalışmalarımız bireysel yansımalarımızdır. Grubun mental stabilitesinde herhangi bir değişiklik söz konusu değil .:)
Bir Baba Indie Sordu:
Sahnede çok içten durduğunuzu düşünüyorum. Biz müzisyenlere ya da olmaya çabalayanlara hep şu lanse edilir. Sahnede biraz hareketli ol, eğlendiğini belli et vs. Tabi ki asık suratlı, soğuk durmaktan bahsetmiyorum ama olmayan bir şeyi de sahnede sergilememiz bana mantıklı gelmiyor. Doğallıktan yanayım. Eğer bir şarkı benim sağ ayağımla ritm tutarak çalmamı gerektiriyorsa çalarım, durmamı gerektiriyorsa dururum. Roxy Finallerinde mesela Duygu'da dikkatimi çeken "Öylece devam ediyoruz ortadan..." derken bir Şebnem Ferah hastalığında değildi. Daha sakin koluyla o orta yolu gösteren hareketleri vardı. Genel grup olarak da inanılmaz naif ve müziğinize odaklanmış haldeydiniz. Sahnede olma egosundan sıyrılmış, tamamen samimi bir enerji yayıyordunuz. Bu samimi ve sıcak enerji benim çok hoşuma gitmişti. Rock'n Coke'da On Your Horizon'u büyük merakla ve beğeniyle takip ettiğim için sahnenin önünde dikilip, izlemiştim. Heyecandan ve gündüz olmasından dolayı yaptıkları tarzın enerjisini yansıtmakta sorun yaşamışlardı. Hem Drama için hem diğer tüm müzisyenlerde gözlemlediğiniz Sahne Duruşu hakkında ne düşündüğünüzü merak ediyorum?
Drama Cevapladı:
Bize ait olmayan bir ruh halini yada materyali insanlara, bırakın satmayı, ulaştırmaya çalışmak bile gözümüzü çok korkutan bir konsept. Sahnedeyken ise bu en saf halini alıyor; çünkü dinleyicilerimizle aramızdaki perdenin tamamıyla kalktığı an, o. Kayıtlarla oluşan mesafeyi performansta da devam ettirmenin herhangi bir gerekliliği olduğunu düşünmüyoruz. Sahne duruşu, uzun ve derin bir konu ama arada o mesafe yokken size ait olmayan bir şeyi ifade etmeye çalışmak seyircinin istediği şey olmayabilir. Müziğinizin ve performansınızın sizin bir parçanız olduğunu bilmeleri - dediğiniz gibi - sağ ayakla ritm tutmaya sebep olan şey. Şarkılarını dinleyip beğendiğiniz bir sanatçının konserine gidip, ona ait olmadığını hissetiğiniz şovlarla, hareketlerle karşılaşmak ne kadar sempatik olabilirdi? Müziğimizi oluştururken ve çalarken gözlerimiz kapalı, hissiyata kendini kaptırmış insanlara dönüşüyoruz. Nihayetinde, sahnedeki duruşumuzu belirleyen şey de müziğin ta kendisi oluyor.
Bir Baba Indie Sordu:
Kadıköy'lü bir grup kendinizi lanse ediyorsunuz; zira Acıbadem'de buna canlı bir örnektir. Bu şekilde anılmak size kendinizi nasıl hissettiriyor? Neden Kadıköy? İçinde yer aldığım projelerde Düş Macunu ile Kadıköy'lü bir grup olarak inanılmaz haz duyuyordum. Diğer projelerimde uzun süre Taksim'e gidip-gelmek zorundaydım. Şimdi kaku.revolution ile Kadıköy'den beslenen biri oldum. Kadıköy'ün, Kadıköy'lü olmanın bir ayrıcalık ve keyif verdiğini düşünüyorum. Sizinde görüşlerinizi merak ediyorum.
Drama Cevapladı:
Aslında hiçbir durum insana ayrıcalık katmamalı diye düşünüyoruz. Ayrıcalıklar insanları bir yerlere hapsedebilir ve kısıtlayabilir; ama tabi, doku olarak yaşadığın yerden bir şekilde besleniyorsun ve bu insanı şekillendiren şey haline geliyor. Yani buradaydık, buradan beslendik ve ilk burada yaşayan insanların desteğini gördük. Kadıköy'ün tabii ki anlam dünyası çok samimi ve güzel.
Bir Baba Indie Sordu:
Şarkı sözleri açısından Drama nelerden beslenir? Sözleri kim yazıyor bilmiyorum; ama grubun hemen hemen her buluşmasında konuşulan konuların, kaygıların, hayallerin etkisinde yazıldığını düşünüyorum. Sözler gruptaki herkesin savunduğu değerler ve bakış açılarını yansıtıyor mu yoksa sadece söz yazan kişinin kendi iç dünyasının bir eseri mi?
Drama (Duygu Güven) Cevapladı
Sözleri yazan kişi olarak soruyu sahiplendim.:) Genel olarak bir bakış açısını yansıtmaya çalışmak gibi bir durumdan ziyade, o kendiliğinden insanın yaşamına, duruşuna, ürettiği her şeye yansır zaten. Şarkı sözleri benim için şöyle bir durumu ifade ediyor; Sercan gitarını çalıyor, Barbaros basını, Semhan davulunu ve benim de enstürmanım sözlermiş gibi düşünürsek, eğer müzik benim iç dünyamda hangi sözle şekilleniyorsa o sözcükler çıkıyor ortaya. Benim iç dünyamı da şekillendiren şey bakış açım oluyor esasında. Şöyle bir şeyi de belirtmek isterim; şarkı sözlerinde kurgu yapıyorum genelde çünkü bazen müzik bana kendi yaşadıklarımla anlamlandırdıklarımdan çok, bir başkasının yaşadığı ya da yaşayabileceği bir şeyi hissettirebiliyor ve bir hikaye ortaya çıkıyor. Bir nevi empati.
Bir Baba Indie Sordu:
İlk dinlediğimde gitar rifflerinde inanılmaz bir Post Rock havası sezinlemiştim. Grubun sosyal medyadaki tanıtımlarında sık sık Post Rock ibaresini görüyorum. Post Rock sizin için ne ifade ediyor?
Drama Cevapladı
Müzik genre'larının kötü tanıtım olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bu bir suçlamadan çok, gözlem. Bir Jazz grubunun başka bir müzik tarzını icra etmesini ayıplayan bir etiketleme, belki. Bundan yola çıkarak, bir müzik tarzını kendimize etiketlemedik. Post Rock ve Indie gibi müzik tarzlarından çok beslendik, besleniyoruz. Müziğimize de yansıdığı yadsınamaz fakat, bu grubu domine eden bir etmen olmadı.
Bir Baba Indie Sordu:
Yaptığınız müziğin alt yapılarını oluşturan şeyler nelerdir? Kendi içinizde oluşturduğunuz kalıplar var mı? Ek olarak; Roxy Finalleri ile ilgili Bir Baba Indie'de yazdığım yazıda bas gitarın etkin olmaması ile ilgili bir eleştiri getirmiştim. Daha sonra kendi yazdığımı okuyunca bunun biraz sert ve gereksiz olduğunu düşündüm. Bunun için Barbaros'a özür dilemek istiyorum. Haddim olmayan bir eleştiriydi.
Drama Cevapladı
Kalıplara bağlı değiliz. Sadece bas, davul, gitar ve vokale bağlı kalmamızı gerektiren sınırlar da yok içimizde. İleride farklı enstrümanları müziğimizde kullanabiliriz.
- Barbaros Pakar; eleştiriye ve yoruma açik biri olduğum için benim açımdan bir problem teşkil etmemişti yorumlarınız. O yüzden rahat olun lütfen. Aksine, yaptığımız müziğin kalitesi için her türlü eleştri ve yoruma açık olduğumuzu da bilmenizi isteriz.
Bir Baba Indie Sordu:
Şarkılarınızın kayıt aşamalarından bahseder misiniz? (Kayıtları nerede yaptığınız, hangi programları kullandığınız, kullandığınız özel teknikler vs.)
Drama Cevapladı
Kayıtlarımızın bir kısmını evde kendi imkanlarımızla yaptık. Bir kısmını da SAE'de kaydettik. Yakın çevremizden arkadaşlarımızın çok emeği geçti. Buradan da onlara çok teşekkür ederiz.
Bu arada albüm kayıtları için deneme süresindeyiz. Çok yakında profesyonel kayıtlara başlayacağız. Bu süreçte elimizdeki imkanlardan ve teknolojinin nimetlerinden yararlanmayı düşünüyoruz.
Bir Baba Indie Sordu:
Yıllardır stüdyolara gidip geliyorsunuzdur. Stüdyolarda hem prova hem kayıt olarak beklentileriniz nelerdir?Beklentinizi karşılayan stüdyolar hangileridir? Stüdyolar hakkında neler düşünüyorsunuz?
Drama Cevapladı
Evimizdeki rahatlığı sunabilecek, ekipmanlarıyla da bize hitap edecek stüdyoları tercih ediyoruz. İsim verecek olursak Kadiköy'deki 'Açık Sanat' en sık çalıştığımız stüdyodur.
Bir Baba Indie Sordu:
Şimdiki zamana göre var olan organizasyonları yeterli buluyor musunuz? Sizce müzisyenlerin asıl ihtiyacı olan organizasyonların dokusu nasıl olmalı?
Drama Cevapladı
Organizasyonlar yeterli olsa bile müzisyenlerin değil, organizatörlerin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda oluşuyor. Sanatçıların dinleyici kitlesini hedef alan organizasyonların yapılması daha doğru olur diye düşünüyoruz.
Bir Baba Indie Sordu:
Drama dışında müzik veya müzik dışı projeleriniz var mı?
Drama Cevapladı
Müzik yaparak hayatımızı idame ettirmemiz mümkün olmadığı için, maalesef ki, hepimiz farklı sektörlerde çalışmaktayız. Sadece müzik yapmak istiyoruz tabii ama... :)
***
Bir Baba Indie olarak Drama'ya samimiyetleri için teşekkür ederiz; ve müzik yapmaya devam ettikleri sürece takipçileri olacağımızı bilmelerini isteriz.
12 Mart 2012 Pazartesi
Two Door Cinema Club ve Metronomy yaza İstanbul'da!
Yaz yaklaştıkça arkadaş ortamlarında sık sık konuştuğumuz "Şu grup bu sene gelse ya hacı" tarzı muhabbetlerin destekleyicisi olan bir haber geldi bu sabah itibariyle.
Indie müziğin yükselen yıldızları Two Door Cinema Club ve Metronomy bu yaz Pozitif'in 25-29 Haziran arası Maçka Küçükçiftlik Park'ta hazırlayacağı "Pozitif Günler" kapsamında sahne almaya hazırlanıyor.
Pazartesi’den Cuma’ya kadar 5 gün sürecek bu konser serisinde, 28 Haziran Perşembe akşamı gruplar şu saatlerde sahnede olacak;
22.15 Two Door Cinema Club
20.30 Metronomy
19.00 Dancing Birds Feel The Beat
Konserlerin biletleri ise 16 Mart Cuma günü Biletix üzerinden satışa çıkacak.
Indie müziğin yükselen yıldızları Two Door Cinema Club ve Metronomy bu yaz Pozitif'in 25-29 Haziran arası Maçka Küçükçiftlik Park'ta hazırlayacağı "Pozitif Günler" kapsamında sahne almaya hazırlanıyor.
Pazartesi’den Cuma’ya kadar 5 gün sürecek bu konser serisinde, 28 Haziran Perşembe akşamı gruplar şu saatlerde sahnede olacak;
20.30 Metronomy
19.00 Dancing Birds Feel The Beat
11 Mart 2012 Pazar
Bir Baba Indie Mix: "Şubat 2012"
Bir Baba Indie Mix serisinin ikincisini biraz geç de olsa paylaşıyoruz. Toplam 10 parçadan oluşan Şubat Mixi'nin görseli ise Gizem Satıroğlu'ndan...
01. The Orange Lights - The Explanation
02. Lighting Dust - Take It Home
03. Mother Mother - Legs Away
04. Haley Bonar - Fox and Hound
05. Metric - The Twist
06. The Civil Wars - Barton Hollow
07. Dry The River - No Rest
08. Puressence - How Does It Feel?
09. Eisley - Memories
10. This Will Destroy You - Threads
1 Mart 2012 Perşembe
Müzik Grupları İçin Sosyal Medya: PAPYON
< Müzik Grupları İçin Sosyal Medya
Tamamen canlı olarak düşüncelerimi paylaşacağım. Bu konu hakkında aslında daha fazla araştırma yapılmalı, verimlilik analizi yapılmalı ki gruplar bunları bilinçli bir şekilde kullanarak kendilerini doğru düzgün tanıtsınlar.
Neyse, Twitter'da Trend Topic'lere (TT) bakıyordum. PAPYON'u gördüm. Bir müzik grubuymuş. Tam 10 saniyede yeni bir müzik grubu öğrendim. Amaç adını duyurmaksa bunu çok kolay bir yolla ve çok kısa bir sürede hemen hemen herkese kısa sürede ulaşarak, başardılar.
Göründüğü kadarıyla <Güven Erkin Erkal destekli bir tanıtım yapıyorlar şu anda. Dokuz Sekiz Müzik yapım öncülüğünde tüm takipçilerini 23:00'te yayınlayacakları klibi izletmeye davet ettiler. Şöyle üstün körü atılan Twitlere baktığımda da bunu sürekli paylaşarak, merak uyandırmayı başarmışlar.
Saatler 23:00'ü biraz geçtiğinde kliplerini yayınladılar. Tanıtım olarak üst düzey bir başarı olduğunu düşünüyorum.
Gün boyu atılan Twitlerden bazıları şöyle;
Dokuzsekiz Müzik
@DokuzsekizMuzik
demet karaduman
@dmtkrdmn
Dokuzsekiz Müzik
@DokuzsekizMuzik
PAPYON'un alışılagelmiş çizgiden uzak tarzı ile tanışmaya saatler kaldı.
İrem Akar
@iremakarr
Yepyeni bir enerji,yepyeni bir tarz ;'PAPYON'... Bu gece bir sürpriz ile müzik severler ile buluşacak.
Dilan Gelir ♔
@dilangelir
Papyon Official
@PapyonOfficial
Güven Erkin Erkal
@rokerr
PAPYON'a dikkat! Bambaşka bir "Aya Bak Yıldıza Bak" yorumu yaptılar. Bu kışın en neşeli klibiyle geliyorlar... facebook.com/photo.php?fbid…
Devamını takip etmek için;
*Söz konusu yazıda Papyon grubu ve Aya Bak şarkısı değerlendirilmemiştir. Bir şeyler söylemek için erken, ileride ayrıca değerlendirebiliriz.
28 Şubat 2012 Salı
Eski Bir Dosta Kavuşmak Gibi... "Tindersticks - The Something Rain"
Uzun süredir yolunu gözlediğim albüm sonunda yayınlandı. Eski bir dostu bekler gibi bekledim bu albümü. “Sen yokken neler oldu ah bilsen!” diye hevesle cümlelere başlayacağım eski bir dost gibi. Bu bekleyişin en güzel tarafı anlatacak olanın ben olmadığımı bilmek, heyecanla beni bana anlatmasını beklemek. Beklediğime değdi.
1994 yılı albümleri Curtains, grubun zirve yaptığı bir albümdü. Kemikleşmiş Tindersticks dinleyicileri gelmiş geçmiş en iyi Tindersticks şarkılarının bu albümde olduğunu düşünür, buna kuşku yok. Grubun daha sonra çıkardığı albümler hiçbir zaman hayal kırıklığı yaratmadı ama Curtains’in yerini de dolduramadı. The Something Rain, her ne kadar ismiyle gönülleri fethetse de bu kanıksanmış düşünceyi değiştirebilecek bir albüm değil, sanırım bunda birçok kişi hemfikir olacaktır. Ancak ben “A Night In” ve “Another Night In” ile zirveye çıktıklarını düşünmüşümdür hep. Bu iki şarkının üstüne çıkan bir şarkı cenneti vaat edebilir ancak. Yeni albümdeki “A Night So Still” bu yolda ilerleyecek mi merak ediyorum.
Tindersticks külliyatı içinde en sakin şarkıları barındırıyor bu albüm. Daha olgun, daha aklı başında melodiler var. Kalbinizi alıp duvardan duvara fırlatmıyor. Dinginliği barındırıyor. Ağlarken aynı zamanda gülümseyebilmek gibi, garip… Belki de yaş ilerledikçe daha ağırbaşlı acı çekiyor insan, kendini dağıtmak yerine toparlamayı tercih ediyor. Yıllardır insan ruhunu başarıyla şarkılarına yansıtan bir gruptan daha azını nasıl bekleyebilirdik ki?
Tindersticks’in bir diğer özelliği de şarkılarının insan zihninde yarattığı film kareleri. Çok az grupta bu etkiyi yaşadım ben. Belki bunda Claire Dennis filmlerine yaptıkları film müzikleri de etkilidir. Filmleri hiç izlememiş olsanız bile kafanızda bazı sahneler canlanır. Çoğu, filmdekilerle uyum içinde olan sahneler. Şaşırtıcı, ama öyle. Bu albüm, hayal etmenizi kolaylaştıran bir öykü-şarkıyla açılıyor. “Chocolate”. Hüzünlü bir aşk hikâyesi. Cinsiyetini bulamamış bir aşk hem de. Öyküyü David Boulter anlatıyor.
Yaklaşık on dakikalık bir bekleyişin ardından nihayet Stuart Staples’le, “Show Me Everything”le devam ediyor albüm. Fonda yinelenen bir “show me” ile yolculuk başlıyor. “This Fire of Autumn” ,“Slippin' Shoes”, “Frozen”, “Come Inside” geliyor peşi sıra. Albüm yayınlanmadan bir süre önce piyasaya sürdükleri “Medicine”i ilk kez duyarmış gibi dinliyorum. Albümün atmosferi bunu hissettiriyor. O kadar uyumlu ki şarkılar birbiriyle, sıralarını değiştirsem de bozulmuyor etki, ben sadece sesleri dinliyorum. Azalan ve çoğalan sesler. Uzun bir otobüs yolculuğunda cama yansıyan hayalet şehirler gibi zihnimde dönüp duruyor melodiler. “Goodbye Joe” ile susuyor sözcükler. Siyah beyaz bir film hayal ediyorum. Ta ki “Chocolate” ile yeniden seslere dönene dek. Sonrası… Hep farklı oluyor.
Günlerdir bıkıp usanmadan dinliyorum. Eskitir miyim diye korkmuyorum. Bu hissi seviyorum.
Bu yazı konuk yazarımız Beriberibulue tarafından yazılmıştır. Yazarın bir başka Tindersticks yazısı için tıklayın!
27 Şubat 2012 Pazartesi
VİDEO | Arctic Monkeys - R U Mine?
Bekletmeden izliyoruz...
Belle and Sebastian'dan yeni cover: "Primitives - Crash"
İskoç grup Belle and Sebastian, İngiliz Indie Pop grubu Primitives'in 1988 yılı hiti Crash'i Late Night Tales serisi dahilinde yeniden kaydetti.
Latest tracks by LateNightTales
Latest tracks by LateNightTales
24 Şubat 2012 Cuma
HAFTANIN ŞARKISI | Lightning Dust - Take It Home
Bugünde geçmişi yaşamak... Özlemek değil derdim, bugünde geçmişi var etmek... Geçmişin tüm öznelliklerini tekrar üretebilmek, yeniden var edebilmek... Oldukça zorlu bir süreç olsa gerek dijitalin içerisinde analog kalabilmek. Dijital sesler içerisinde tınıları koruyabilmek...
Lightning Dust adlı grubun "Take It Home" adlı şarkısı, tam da bugünde geçmişi var etmek üzerine kurulu sanki. Şöyle ki şarkı, her ne kadar modern sesleri barındırsa da, buram buram geçmiş kokan bir şarkı.
60'lardan kalmış bir davul tonuyla başlamakta şarkı. Ton her ne kadar 60'lar olsa da, ritimin sakin hali bir o kadar 'yeni'. Hatta davul tonu için Roxy Music referans bile verilebilir. Günümüzün dijital kayıt cihazları içerisinde böyle bir ton yakalamak oldukça zor olsa gerek.
Arka planda "hammond" var, şarkıda oldukça minimal dokunuşlarla var olmakta Hammond. Hammond'ın bu kadar sakin kullanıldığı başka bir şarkı duymadım desem yeridir. Oysa bizim bildiğimiz Hammond solo ile var olur, bu şarkıda hammond var ama solo yok. Dokunuşlar var...
Sonrasında bir vokal var ki herhalde uzun zamandır dinlediğim en iyi kadın solist. Kadın gırtlaktan söylüyor bir kere şarkıyı. Nasıl yapıyor bilmiyorum ama kadın rahmetli Azer Bülbül gibi titretiyor sesini. (Harbiden öyle ama...) Bu gırtlak mevzusu da şarkıyı ayrı bir boyuta taşımakta kuşkusuz.
Şarkıyı koparan enstrüman ise, şarkının ikinci yarısında ortaya çıkan yaylılar... O sesler kelimeye dökülmez arkadaş, gözleri kapatıp dinlemek gerek...
Bugünde geçmişi yaratmak kolay iş olmasa gerek. Yaratabilenler, bunu güzel bir ahenk ile sunabilenler, bugünü de işin içine katabilenler ve bunu güzel bir melankoliyle sunabilenler haftanın şarkısı da oluverirler.
Samimiyet adına dinleyiniz efendim, geçmişin masumiyetini edinmek için dinleyiniz efendim...
60'lardan kalmış bir davul tonuyla başlamakta şarkı. Ton her ne kadar 60'lar olsa da, ritimin sakin hali bir o kadar 'yeni'. Hatta davul tonu için Roxy Music referans bile verilebilir. Günümüzün dijital kayıt cihazları içerisinde böyle bir ton yakalamak oldukça zor olsa gerek.
Arka planda "hammond" var, şarkıda oldukça minimal dokunuşlarla var olmakta Hammond. Hammond'ın bu kadar sakin kullanıldığı başka bir şarkı duymadım desem yeridir. Oysa bizim bildiğimiz Hammond solo ile var olur, bu şarkıda hammond var ama solo yok. Dokunuşlar var...
Sonrasında bir vokal var ki herhalde uzun zamandır dinlediğim en iyi kadın solist. Kadın gırtlaktan söylüyor bir kere şarkıyı. Nasıl yapıyor bilmiyorum ama kadın rahmetli Azer Bülbül gibi titretiyor sesini. (Harbiden öyle ama...) Bu gırtlak mevzusu da şarkıyı ayrı bir boyuta taşımakta kuşkusuz.
Şarkıyı koparan enstrüman ise, şarkının ikinci yarısında ortaya çıkan yaylılar... O sesler kelimeye dökülmez arkadaş, gözleri kapatıp dinlemek gerek...
Bugünde geçmişi yaratmak kolay iş olmasa gerek. Yaratabilenler, bunu güzel bir ahenk ile sunabilenler, bugünü de işin içine katabilenler ve bunu güzel bir melankoliyle sunabilenler haftanın şarkısı da oluverirler.
Samimiyet adına dinleyiniz efendim, geçmişin masumiyetini edinmek için dinleyiniz efendim...
23 Şubat 2012 Perşembe
Metric'ten yeni albüm geliyor!
2009 yılında çıkardıkları Fantasies albümünün ardından Metric, yaz başı yepyeni bir albümle geliyor!
Kasım 2010'dan beri çalıştıkları yeni albümleri için Mom + Pop ile anlaşan grup, yeni albümünü 2012 Haziran ayında çıkarmayı planladığını açıkladı.
VİDEO | Beirut - Vagabond
![]() |
| Zach Condon ve çetesi... |
Albümün ortalama üstü şarkılarından olan Vagabond'a gelen klip şarkıdan bile ön plana çıkmış.
Haksız mıyız?
18 Şubat 2012 Cumartesi
Cat Power Konseri 2 - Bir insanı karanlıklarda bırakmak
Bir insan var ki kırılgan, yorgun, naif... Karanlıklar içerisinde kalmış, tek aydınlık yanı şarkıları. Şarkılarıyla aydınlanıyor hayatı , şarkıları kimselerin dokunamadığı gibi dokunuyor hayatına... Bir tek şarkıları var, notaları var onu hayata bağlayan... Onun adı Chan Marshall.


Sahneden korkan birisi o. Sahneye çıkar önce, bir şarkı söyler sonra iki ve sahneden iner. Sonrasında iki yıllık bir tedavi süreci gelir... İki şarkı ve yıl. Neden sahneden korkar ki insan? Oysa sahnesidir var oluşunu tamamlayan, sahnesidir kendini ender anlatabildiği yer. O gün ne oldu da indi sahneden, kuliste ağladı? Bilmiyoruz, belki o bile bilmiyordur o gün ne olduğunu. Ama indi, inmesiydi önemli olan...
Chan Marshall diğerleri değil, bir öteki değil. Sahnesinde yaşadıklarını anlatmaz o, aydınlığını anlatır. Sahne nefes alabileceği yerdir ama oradan bile korkar. Korkak birisi o.
Onu aydınlığın içerisinde karanlığa sürükledik biz, bir sefer de değil üstelik. İki sefer. Öncesinde aydınlığına giden yolda, bağırdık çağırdık. Müziğine saygı göstermedik. (İlk Babylon konseri)
İkincisinde ise yuhladık (Garajistanbul konseri). Chan için daha kötüsü ne olabilir ki? Yuhlanmak aydınlığın içerisinde... Oysa suçlu olan o muydu? Chan o gece "yuhlara" maruz kalması gereken insan mıydı? Ne acımasısız. Ki o ilk şarkısının sonunda ve korkak bir tavırla "bize bu saatte çıkmamız söylendi" dedi.
Sahnede utangaç bir beden, karşısındaki insanların ne dediğini bile anlamıyor. Siz sebebini bilmediğiniz ya da sebebini anlamadığınız bir durumdan dolayı yuhlandınız mı hiç?
Sahnede korkan bir kadının tek kurşunu kalır geriye, şarkılarıdır. Şarkılarını söyler kadın iki buçuk saat boyunca... Belki bir saat sürecek konserini, kendini affetirebilmek adına uzatır. Peki işe yarar mı? Yaramaz, yaramadı da.
Uzun şarkılar, fazla şarkılar ve sahnede üzgün bir kadın... Ne kadar uğraştıysa da olmadı bu konser. Karanlığın içerisinde kaldı, karanlığın içerisine hapsettik onu, sahnesinde hapsettik onu...
Bir kadın ama karanlıklar içerisinde, bir kadın nasıl karanlıklar içerisinde kalır? Nasıl karanlıklar içerisinde kalmaya mahkum bırakılır? Nefessiz kalırsa o utangaç. Kalabilir de.
Ya o gün inseydi yine sahneden...
16 Şubat 2012 Perşembe
The Kills'ten "The Velvet Underground" cover'ı
Amerikalı Indie ikilisi The Kills, The Velvet Underground'un 1969 yılı klasiği Pale Blue Eyes'ı tekrar seslendirdi. Parça, The Kills'ın geçtiğimiz sene çıkardığı son albümü Blood Pressures'ın ardından yayımlanan The Last Goodbye adlı son single'ında yer alıyor.
14 Şubat 2012 Salı
Puressence Mart ayında ülkemizde!
Yıllar önce bir cafede otururken, aşağıdaki parçanın çalmasıyla birlikte keşfettiğimiz köklü Brit Rock grubu Puressence, 15 Mart Perşembe günü Easternbull Entertainment organizasyonuyla ilk kez ülkemizde sahne almaya hazırlanıyor. Konser Bronx Pi Sahne'de!
11 Şubat 2012 Cumartesi
Cut Copy bas gitaristi Ben Browning'den solo EP!
Avustralyalı elektronik müzik grubu Cut Copy'nin bas gitaristi Ben Browning, Cutters Records etiketiyle yayımladığı EP albümünden ilk single I Can't Stay'i bizlerle paylaştı.
Geçtiğimiz yıl yayımlanan Cut Copy albümü Zonoscope'tan önce hazırlıklarına başlanan bu albümün synthesizer'larında Cut Copy frontmani Dan Whitford, prodüksiyonunda da Architecture in Helsinki'den tanınabilecek olan Gus Franklin ve Haima Marriott'ın katkıları bulunuyor.
Geçtiğimiz yıl yayımlanan Cut Copy albümü Zonoscope'tan önce hazırlıklarına başlanan bu albümün synthesizer'larında Cut Copy frontmani Dan Whitford, prodüksiyonunda da Architecture in Helsinki'den tanınabilecek olan Gus Franklin ve Haima Marriott'ın katkıları bulunuyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













