Hangi kelimeleri seçsem ki bu grubun hayatımdaki yerini anlatmak için... Trespassers William hakkında ne söylesem bir eksik kalır.
Kaç tane dönüm noktası vardır ki insan hayatında? Hele ki bu dönüm noktası bir müzik grubuna aitse. İlk dinlediğim şarkıları U2 cover'ı olan Love is Blindness'dı. Vurulmak ne kelime, o notaları dinlerken müzik algım resmen tekrardan şekilleniyordu. Sonra diğer şarkılar, albümler derken ben kendimi bu grubun notaları içerisinde kaybetmiş buldum. En sevmediğim şarkılarında bile onlarca sefer tekrar dinlemek istediğim birkaç nota barındırır TW.
TW yeni yılla beraber hayatıma bir anlam daha kattı. "New Song and Outtakes" adında 2 yeni şarkı, bir remix ve eski kayıtlardan oluşan yeni bir albüm gibi bir şey yayınladı. Aslında bildiğim TW'den pek farkı olmayan şarkıları barındırsa da bu yeni albüm, yine çok güzel, yine çok hüzünlü ve yine kırılgan.. Hatta "Bells" adında şu zamana kadar TW'ın en iyi işi olan şarkıyı bile barındırmakta bu albüm. Hayatımda ilk defa bir şarkının mp3'ü için para verdim. Tamı tamına 1,95+KDV verdim şarkı için. Sonrasında 288 sefer bu şarkıyı tekrar tekrar dinleyerek hakkını da verdim sanırım. İliklerime kadar işledi resmen. İnanılmaz bir hüzün var şarkıda, vokalden çok melodi vuruyor insanı...
Aynı formül sürekli bam telinizi yakalar mı? Yakalıyor işte. Bu formülün kusursuzluğu mu yoksa günahkarlığın acısı mı? Kanımca doğru cevap günahkarlık, pişmanlık ve dahası.. TW her albümünde yaşadığı günahları (pişmanlık diyelim buna) yansıtıyor formülüne ve sonrasında o eşsiz müzikler ortaya çıkıyor. İşte bu yüzden 'Trespassers' diye başlıyor ya grubun adı. Günahkar William...
17 Ocak 2012 Salı
16 Ocak 2012 Pazartesi
TOP 5 | Cat Power
Onu özlediğimizi her fırsatta açıkça belirtmeye başlamıştık son günlerde.
(Örn 1 - Örn 2)
Sonrasında o güzel haber gelmişti ve Chan Marshall, 7 senelik bir aranın ardından bir kez daha ülkemizde sahne alacaktı.
9 Şubat Perşembe günü garajistanbul sahnesinde izleyeceğimiz Cat Power'a yeniden sarıldığımız şu soğuk kış günlerinde, şöyle iç ısıtacak bir de "Cat Power Top 5"i iyi gider dedik.
Bu arada 45 TL'lik biletlerin tükendiğini belirterek, daha almadıysanız kalan son 55 TL'lik biletleri bir an evvel temin etmenizi öneririz.
http://web03.biletix.com/etkinlik/NLPR4/TURKIYE/tr
2 - Cat Power - Werewolf / You Are Free (2003)
3 - Cat Power - Metal Heart / Moon Pix (1998)
4 - Cat Power - The Greatest / The Greatest (2006)
5 - Cat Power - Wonderwall / Oasis Cover
(Örn 1 - Örn 2)
Sonrasında o güzel haber gelmişti ve Chan Marshall, 7 senelik bir aranın ardından bir kez daha ülkemizde sahne alacaktı.
9 Şubat Perşembe günü garajistanbul sahnesinde izleyeceğimiz Cat Power'a yeniden sarıldığımız şu soğuk kış günlerinde, şöyle iç ısıtacak bir de "Cat Power Top 5"i iyi gider dedik.
Bu arada 45 TL'lik biletlerin tükendiğini belirterek, daha almadıysanız kalan son 55 TL'lik biletleri bir an evvel temin etmenizi öneririz.
http://web03.biletix.com/etkinlik/NLPR4/TURKIYE/tr
1- Cat Power - Moonshiner / Moon Pix (1998)
2 - Cat Power - Werewolf / You Are Free (2003)
3 - Cat Power - Metal Heart / Moon Pix (1998)
4 - Cat Power - The Greatest / The Greatest (2006)
5 - Cat Power - Wonderwall / Oasis Cover
13 Ocak 2012 Cuma
Brice Randall Bickford
Şunu fark ettim geçenlerde, özellikle yeni dinlediğim gruplar üzerine post yazarken, konuyla çok alakasız bir paragraf yazıyorum ve o konuyu yine alakasız bir şekilde grubun yaptığı müzikle bağdaştırıyorum ve grup hakkında yazmam gereken asıl şeyi yazmaya başlıyorum. Herhalde müzikle olan bağlantım çok bireysel bir boyutta. Yoksa neden sürekli aynı yapı üzerinden yazmaya çalışayım ki... Değil mi dostlar? Bilemiyorum.
O yazıyı al, buraya yapıştır. Hiç sırıtmaz, hatta özneleri değiştirdiğimizde daha da güzel olur. Brice Randall Bickford sesi güzel erkek vokal familyasından. Benim için 'sesi güzel erkek vokal' tanımı nedir peki? Bağırmadan derdini anlatan tok bir ses. Kalın ses değil kastım, daha tok bir ses, derinden gelen bir ses, daha atmosferik. Brice Randall Brickford'un sesi de tam da benim kategorime girecek vokallerden.
Konu bunlar değil tabi, konu Brice Randall Bickford adlı solistin güzel mi güzel, sevimli mi sevimli sesi... Blogta Tristame adında bir proje hakkında birkaç şey karalamıştık.
O yazıyı al, buraya yapıştır. Hiç sırıtmaz, hatta özneleri değiştirdiğimizde daha da güzel olur. Brice Randall Bickford sesi güzel erkek vokal familyasından. Benim için 'sesi güzel erkek vokal' tanımı nedir peki? Bağırmadan derdini anlatan tok bir ses. Kalın ses değil kastım, daha tok bir ses, derinden gelen bir ses, daha atmosferik. Brice Randall Brickford'un sesi de tam da benim kategorime girecek vokallerden.Zaten vokal performansı güzelse bir albümün, gerisi pek önemli değildir benim için.
İyi bir sese sahip olan vokal sayısı bir elin parmaklarını geçmez ki piyasada. Peki ya vokale eşlik eden unsurlar da güzelse? İşte o zaman müzik ziyafeti ortaya çıkar. Gerçi bu iki değişkenin bir arada olduğu albüm sayısı da azdır ama ne yapalım. Kader, kısmet...
Her neyse iyi bir vokalin yanında, alternatif rock'a göz kırpan bir adamın müziklerini dinlemek isterseniz, Brice Randall Bickford aradığınız kişilerden birisi olabilir.
Sadece vokal performansı bile yeter müziği dinlemek için ama diğer unsurlarda bir o kadar güzel..
12 Ocak 2012 Perşembe
VİDEO | The Kills - The Last Goodbye
The Kills, geçtiğimiz yıl yayımladığı Blood Pressures albümünden The Last Goodbye adlı parçaya, Samantha Morton'ın çektiği video klip ile birlikte 10. yılını kutluyor.
Nice mutlu senelere hep beraber canıms!
11 Ocak 2012 Çarşamba
Real Estate'ten yeni single: "Easy"
16 Şubat Perşembe gecesi Babylon'da gerçekleşecek konserin ön grubu da Kim ki o olacak.
10 Ocak 2012 Salı
Eurovision: Yeni Kurban Can Bonomo
Sabah 07:45 Ünalan - Kadıköy Minibüsünde ayakta durabilmek için cebelleşirken, bir yandan da önümdeki 9,5 saatlik mesai başlayana kadar asıl özlem duyduğum hayatıma dair şeyler düşünüyorum.
Kafamın tepesinde bozuk radyo sesleri (daha dijital bir ses...) sonra Aktüel Haber diye bir program. Manşetten duyurdu. "TRT bu sene tüm müzik otoritelerini şaşırttı. Eurovision'a Can Bonomo gidiyor."
Can Bonomo'nun Eurovision'a gideceğini aslında bir gün önce öğrendim. Twitter, Ekşi Sözlük ve Facebook'ta üst üste paylaşımlar "yeter yahu!" dedirtti. Popülariteye ne kadar meraklı olduğumuzu bir kez daha anlamış olduk. Belki sırf bu yüzden bir kişi ya da grubun Eurovison'a katılma fikri sıcak gelebilir. Yıllarca uğraşıp, edinilemeyecek tanınırlığı, bir kaç saat içerisinde sağlayabilirsiniz. Mesela başka bir örnekle açıklamak gerekirse Azer Bülbül'ün ölmesi değil ama neden öldüğünün insanlar ve medya tarafından merak edilmesi ve altın arar gibi sağı solu talan etmesi de buna bir örnektir.
Eurovision'a inanmıyorum. Eurovision'dan ziyade müzik ve diğer tüm sanat dallarıyla ilgili yapılan yarışmalara inanmıyorum. Dereceye giren şarkıların iyi ya da kötü olduğu hangi kritere göre değerlendirilecek? Yıllardır komşu ülke geyiğinin döndüğü, asıl tartışılması gereken şeyin müzik olmadığı bir ortamda bu insanların harcadığı emeklerin bedelini kim ödeyecek?
Anlamadığım nokta şu; birinci olan ülkeyi temsil eden kişiyi ödüllendirip, sonuncu olan ülkeyi kötüleme fikri bana hiç mantıklı gelmiyor. Bir müzisyenin kendi içinden gelip, aylarca uğraştığı, umut beslediği, severek çaldığı/söylediği bir eserin, müzik dışında bir çok kriterin göz önünde tutulduğu bir ortamda aşağılar gibi "sen birinci oldun aferim, sen sonuncusun hadi evine!" demek ne kadar doğru?
Burada ülkelerin ekonomik çıkarları doğrultusunda sanatçıları kullandıkları izlenimi uyanıyor bende. Sertab Erener Eurovision'u kazandığında ve bir sonraki organizasyon Türkiye'ye geldiğinde en basitinden tüm İETT camlarına Eurovision sticker'ları yapıştırdılar. Yarışma esnasında her şarkı öncesinde Türkiye'nin turizm bölgelerinden kesitler sundular. Tıpkı diğer ülkelerin kendi ülkelerini tanıttıkları gibi...
Kaz(ekonomik gelir) gelecek yerden Tavuk(sanatçı) esirgenmez!
Ülkeler bu sanatçıları neye göre seçiyor. Mesela yıllardır büyük bir hırsla "Tarkan gitsin!" diye çabalayan bir kurum ve halk var. Tarkan iyidir, kötüdür bunu tartışmıyorum. Orada insanların Tarkan'ın kazanmasından ziyade istenen ülke başarısı etiketiyle bir sonraki sene ülke kasasına girecek ekonomik gelir. Peki ya Tarkan?
Bugüne kadar ülkeyi temsilen giden insanlar yarışma anına kadar tüm televizyonlarda boy boy gösterip, gazı verirken yarışmadan sonra bu insanları neden dışladınız? Ürettikleri eserleri yarışma anına kadar tüm radyo kanalları her saat başı çalarken, yarışma bitince kaç kere çaldınız?
Bu insanların tek suçu kendilerini Sertab Erener gibi diğer ülke temsilcilerine ve halklarına beğendirememesi midir? Yarışma anına kadar "Kesin birinci olmalıyız!", "Bomba gibi bir şarkı!" ... gibi şişirme sözlerle yücelttiğiniz insanlar ve eserleri hakkındaki düşünceleriniz yarışmadaki başarı derecelerine göre değişti mi? Neden aynı destek ve başarıyı yarışma sonrasında da göstermediniz?
Yarışmaların sanatçı üzerindeki şuursuz ve tüneller kazarak tükettiği emeklerinin üzerine, ülkelerin Eurovision başlığı altında ülkelerinin güzelliklerini dış dünyaya pazarlama yöntemi son derece ahlaksızlıktır. Buna alet olan herkeste bu ahlaksızlığın içindedir. Sanatçıları daha tanınır olma, gelecek kaygısı, saygınlık gibi öğelerle pembe toz bulutlarına sokmak çok büyük ayıptır.
Eurovison etiketiyle kendisini pazarlamaya ihtiyaç duyan sanatçılarda benim gözümde aynı kefededir. Sanatçıların kendi iç dünyasından insanlara sunduğu eserleri, bir ev bir araba satar gibi pazarlamaya çalışmaları çirkinlikten öte bir şey değildir.
Neyse; Can Bonomo Eurovision'a kadar yeni tüketim alanımız. Yarışmaya kadar Twitter'da bir çok kez TT olur. Facebook'ta milyonlarca kez paylaşılır. Gazeteler, dergiler, magazinciler peşinden kanter içinde koşar. Daha önce virüs gibi yapıştıkları sanatçıları tüketen dinleyici kesim, şimdi Can Bonomo'nun vücuduna enjekte olacaktır. Her sokak başında "Gel abla geel. Can Bonomo şapkası 5 lira..." sesleri duyabiliriz. Hatta yeni yeni Can Bonomo'lar türeyecek. Sonra Can Bonomo'nun hayatı deşifre olacak.
"Can Bonomo illüstrasyon yapıyormuş. Of çok iyi ya! Haydi biz de yapalım."
Can Bonomo kazanırsa, bu sözde başarının baskısıyla özgün! imajından evrilerek, artık insanların tüketmek istediği alanlara doğu kusacaktır. Kaybederse Acun'un programlarından birine kapak atar. Bizde her gün TV'de izlemeye devam ederiz. Belki de bir kaç dizide falan izleriz. Bir ünlüyle evliliği. Harika!
"Can Bonomo illüstrasyon yapıyormuş. Of çok iyi ya! Haydi biz de yapalım."
Can Bonomo kazanırsa, bu sözde başarının baskısıyla özgün! imajından evrilerek, artık insanların tüketmek istediği alanlara doğu kusacaktır. Kaybederse Acun'un programlarından birine kapak atar. Bizde her gün TV'de izlemeye devam ederiz. Belki de bir kaç dizide falan izleriz. Bir ünlüyle evliliği. Harika!
Yeni kurbanımız Can Bonomo - Bir Baba Indie'den 0 puan...
Seloteyp:
Can Bonomo,
Eurovision,
Haberler,
Slide
Coachella'ya gitmek isteyen?
Afişe baktıktan sonra, üzerine laf söylemeye gerek bırakmayan Coachella festivalinin bu yılki line-up'ını ibret olsun diye paylaşalım. Görmeyen, duymayan kaldıysa bilsin, öğrensin. Gitmek isteyenler ise paraları zulalamaya başlasın...
7 Ocak 2012 Cumartesi
Kafabindünya albümü geliyor!
Ne kadar "Sizin sevimli Post Rock grubunuz değiliz" deselerde, ülkemizde Post Rock adına yapılmış ilk işlerin sahiplerinden olan Kafabindünya, yıllardır biriktirdiği ve paylaştığı şarkılarını toplayıp, albüm halinde sunmaya hazırlanıyor.
Grubun kitlesi tarafından artık belleklere kazınmış şarkılarının yanı sıra çeşitli sürprizlerle de gelecek olan Kafabindünya, ilk sürprizi, Death in Vegas'tan da hatırlayacak olduğumuz Dirge'in güzel bir düzenlemesini bizlerle paylaşarak yaptı. Peyote Müzik etiketiyle yayınlanacak olan albümde 11 adet enstrümental şarkı bulunuyor.
Grubun "Obi Albüm Lansman Konseri"ni 26 Ocak Perşembe günü Peyote'de yapacağını da bir kez daha hatırlatalım ayrıca.
5 Ocak 2012 Perşembe
Sapan'dan EP Albüm: "Gökyüzünde Yeryüzü"
Uzun bir ara sonrasında 2010 yılının Ocak ayında tekrardan bir araya gelen Indie üçlüsü Sapan, Baykal Ada (Gitar/Vokal), Cihan Deniz (Bas Gitar) ve Hikmet Altınyıldız (Davul/Geri Vokal)'dan oluşuyor.
Blackbud: Beyler dağılalım!
Blackbud bize seslenmiş geçen günlerde ve demiş ki;
"Hello and happy new year patrons of Blackbud. After a long period of radio silence its about time we got you up-to-date.
Needles to say the band has been a huge part of our existence for over 7 years (!!!) but since the end of our tour in June 2009 we've found ourselves concentrating on separate musical projects.
We've decided that although we don't feel the band is over, some time off to concentrate on new things is certainly called for. Despite that we still have some guitar amps and an irrepressible love for west country pubs so who knows, maybe sometime in the not so close future we'll get back to what we do be best..... 'Yellow bellied blues rock showboating' Venue Magazine 2005
Most importantly a big thankyou to everyone whose helped us with the immense job of running this band over the years (you know who you are).
So not goodbye, but we bid you adieu for the time being at least.
Here are some of the other projects we're involved in for your aural delights...
http://www.myspace.com/morkarbasi
http://www.myspace.com/alessisark
http://www.myspace.com/ladynade "
Üzüldük mü? Kesinlikle. Kırıldık mı? Sanırım.
Ama bu adamların yollarının bir gün tekrar kesişeceğini bildiğimiz için sevindikte. Farklı bir enerjiyle o yolda, yolculuk yapmak daha güzel olacaktır kuşkusuz ama yine de "You can run" dinlemek gerek bir sefer daha.
Joe Taylor: Beyler dağılalım!
"Hello and happy new year patrons of Blackbud. After a long period of radio silence its about time we got you up-to-date.
Needles to say the band has been a huge part of our existence for over 7 years (!!!) but since the end of our tour in June 2009 we've found ourselves concentrating on separate musical projects.
We've decided that although we don't feel the band is over, some time off to concentrate on new things is certainly called for. Despite that we still have some guitar amps and an irrepressible love for west country pubs so who knows, maybe sometime in the not so close future we'll get back to what we do be best..... 'Yellow bellied blues rock showboating' Venue Magazine 2005
Most importantly a big thankyou to everyone whose helped us with the immense job of running this band over the years (you know who you are).
So not goodbye, but we bid you adieu for the time being at least.
Here are some of the other projects we're involved in for your aural delights...
http://www.myspace.com/morkarbasi
http://www.myspace.com/alessisark
http://www.myspace.com/ladynade "
Üzüldük mü? Kesinlikle. Kırıldık mı? Sanırım.
Ama bu adamların yollarının bir gün tekrar kesişeceğini bildiğimiz için sevindikte. Farklı bir enerjiyle o yolda, yolculuk yapmak daha güzel olacaktır kuşkusuz ama yine de "You can run" dinlemek gerek bir sefer daha.
Joe Taylor: Beyler dağılalım!
4 Ocak 2012 Çarşamba
Tindersticks: Dağınık hayatlar ve diğerleri...
Bir gün bir film izledim. Hayatım değişmedi ama hayatımın fon müziğini keşfettiğimi söyleyebilirim.
Film aşkı anlatıyor muydu? Sanırım. Aşkı nasıl gördüğünüze göre değişir. Çift nerdeyse hiç konuşmuyordu filmde. Hiç sevişmiyordu. Her karede acının tensel ve tinsel boyutunu gösteriyordu size kamera ama garip de bir huzuru, şehveti barındırıyordu.
Ben gözlerim kapalı filmin ne gösterdiğini değil ne anlattığını bulmaya çalışıyordum o sıra. Film hiçbir şey anlatmıyordu. Sadece acı denilen şeyin insan ruhunun bir parçası olduğunu haykırıyordu. “look into my eyes, you see trouble every day”.
Daha önce hiç zıt duyguları bir arada hissettiniz mi bilmem. Fonda o güne kadar hiç bilmediğim bir ses “Trouble every day” diye içimi deşiyordu. Ve ben duyduğum acıdan keyif alıyordum.
Her şarkının bir anısı olur mu insan hayatında? Benim öyle. Dinlediğim bir ezgi yok ki unutmaya çalıştığım ama bir türlü zihnimin boşluklarından atamadığım insanları anımsatmasın.
Hayatıma girmiş her insan bir şarkıya dönüşüp yer buluyor geçmişimin karanlığında. Bu yüzden ısrarla şarkı söylemiyorum belki. Sesimin bedliği değil yani buna sebep. Ama bir o kadar da ısrarla içimi deşen, söken, parçalayan insanları dinliyorum gün be gün.
Bu günler yine geçmişi sorgulama günleri. Ve benim şu sıra tek yaptığım Stuart Staples’in –ve o muhteşem orkestranın- o huzurlu, dingin, depresif, melankolik, dibe çeken sonra aynı hızla ayağa kaldıran, geçmişe sürükleyen, umutla geleceğe baktıran, kalbini acıtan ama sonra usulca iyileşeceğini fısıldayan sesinden geçmişimin insanlarını dinlemek.
İki yılın ardından çok güzel haberler aldık kendilerinden. “The Something Rain”. Şubat 2012’de yeni şarkılar ve yeni insanlarla buluşacağım ben. Hayatımın fonunda çalacak yeni güzel şarkılarım olacak. O gün gelene kadar içimden mırıldanıyor olacağım yine birilerini… Ve bu benim “ilacım” olacak.
Bu yazı konuk yazarımız Beriberibulue tarafından yazılmıştır.
2 Ocak 2012 Pazartesi
2011: Duvarın Arka Tarafından Gelen Sesler
Tamamen rastgele seçilmemiş, en çok severek, ayıla-bayıla dinlediğimiz grupları paylaştık. Bir de duvarın arka tarafından gelen sesler var. Onları da görmezden gelirsek çok ayıp etmiş oluruz.
Bu listeye sadece kişisel insiyatifimi kullanarak bir isim vermek istiyorum.
Hakan Orman Listesi:
- Kertenkeleler | Myspace
- Help! The Captain Threw Up | Myspace
- On Your Horizon | Myspace
- Hedonutopia | Myspace
- 123 | Myspace
- Gevende | Myspace
- Softa | Myspace
- Toz ve Toz | Myspace
- Korhan Futacı ve Kara Orkestra | Myspace
- Histeri Çalışmaları (Çilekeş) | Myspace
- Büyük Ev Ablukada | Myspace
- Seni Görmem İmkansız | Myspace
- Help! The Captain Threw Up | Myspace
- On Your Horizon | Myspace
- Hedonutopia | Myspace
- 123 | Myspace
- Gevende | Myspace
- Softa | Myspace
- Toz ve Toz | Myspace
- Korhan Futacı ve Kara Orkestra | Myspace
- Histeri Çalışmaları (Çilekeş) | Myspace
- Büyük Ev Ablukada | Myspace
- Seni Görmem İmkansız | Myspace
- ve gerçekten doğru düzgün müzik yapmak için çabalayan tüm müzisyenler...
Listenin devamını her okuyan birilerini eklesin diye açık bırakıyoruz.
( . . . )
Brazzaville'den Anabel2'ya 2. Video!
Brazzaville’in 2011 çıkışlı son albümü Jetlag Poetry'den çıkmış olan ilk single'ı Anabel2'ya ülkemizde çekilmiş bir başka video klip daha geldi.
Long Way From Home video serisinden de hatırlayacak olduğumuz Levent Sevi tarafından çekilmiş, güzel İstanbul manzaralı klip için buyursunlar;
Korhan Futacı ve Kara Orkestra'dan 'Yeniyıl Şarkısı'
Korhan Futacı ve Kara Orkestra ilk olarak 2010 yılında aynı isimde yayımladığı ilk albümün ardından, önümüzdeki günlerde çıkartacağı Pavurya albümü ile yoluna devam ediyor.
Ederken bir de "Yeniyıl Şarkısı" paylaşmayı ihmal etmiyor.
Ayrıca geçtiğimiz günlerde yayınlanan Akustikhane videolarıyla bir kez daha gördük ki, grubun konserleri gerçekten bir ayine dönüşüyor.
Yeni yılın ilk ayini ise 14 Ocak Cumartesi günü Salon IKSV'de!
http://www.facebook.com/events/320699797941122/
http://www.facebook.com/karaorkestra
https://twitter.com/#!/karaorkestra
http://www.facebook.com/pages/Korhan-Futac%C4%B1/21647214013
Daha fazlası için;
http://vimeo.com/akustikhane
http://www.facebook.com/akustikhaneperformansevi
Ederken bir de "Yeniyıl Şarkısı" paylaşmayı ihmal etmiyor.
Ayrıca geçtiğimiz günlerde yayınlanan Akustikhane videolarıyla bir kez daha gördük ki, grubun konserleri gerçekten bir ayine dönüşüyor.
Yeni yılın ilk ayini ise 14 Ocak Cumartesi günü Salon IKSV'de!
http://www.facebook.com/events/320699797941122/
http://www.facebook.com/karaorkestra
https://twitter.com/#!/karaorkestra
http://www.facebook.com/pages/Korhan-Futac%C4%B1/21647214013
Daha fazlası için;
http://vimeo.com/akustikhane
http://www.facebook.com/akustikhaneperformansevi
2011 öyle geçti, böyle geçti...
Yeni yılın bu ilk günlerinde, geçtiğimiz yıl pek girmediğimiz "Yılın en iyi albümleri nelerdir?" tarzı anket olaylarının yerine, geçtiğimiz sene tarafımızdan sıklıkla dinlenilen, geç de olsa keşfedilmiş, yıl boyunca mp3 çalarlarımızdan düşmemiş eski/yeni tüm takıldığımız albümleri tamamen random bir şekilde listeleyerek, 2011'in bizim açımızdan kısa bir özetini yapmak istedik.
Bir Baba Indie 2011 yılında bunları dinledi!
Kent – Hagnesta Hill (2000) | Dinle
Bir Baba Indie 2011 yılında bunları dinledi!
The Strokes – Angles (2011) - Blog | Dinle
The Decemberists - The King is Dead (2011) - Blog | Dinle
The Decemberists - The King is Dead (2011) - Blog | Dinle
Mumford & Sons – Sigh No More (2009) | Dinle
Death Cab for Cutie - Codes and Keys (2011) - Blog | Dinle
Beirut - The Rip Tide (2011) - Blog | Dinle
Beirut - The Rip Tide (2011) - Blog | Dinle
Arctic Monkeys – Suck It and See (2011) - Blog | Dinle
Girls - Father, Son, Holy Ghost (2011) | Dinle
Girls - Father, Son, Holy Ghost (2011) | Dinle
Neko Case - Fox Confessor Brings the Flood (2006) | Dinle
The Vaccines - What Did You Expect From The Vaccines (2011) | Dinle
The Black Keys - El Camino (2011) | Dinle
Howling Bells – The Loudest Engine (2011) - Blog | Dinle
The Soldier Thread - In Spades (2010) - Blog | Dinle
The Soldier Thread - In Spades (2010) - Blog | Dinle
Kent – Hagnesta Hill (2000) | Dinle
Eels – End Times (2010) | Dinle
Hopeless Local Marching Band – Repeating Myself (2011) - Blog | Dinle
Hopeless Local Marching Band – Repeating Myself (2011) - Blog | Dinle
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















